İsviçre Bankacılar Birliği (SBVg) 31 Ağustos'ta sektörün son durumunu ortaya koyan Bankenbarometer 2026 raporunu yayımladı.
Rapora göre İsviçre bankalarının yönettiği müşteri varlıkları 2025 yılında yüzde 4,8 artarak 9,729 trilyon franga yükselmiş ve o dönemde de yeni bir rekor kırmıştı.
Artış 2026 yılında da devam etti.
Yılın ilk yarısı sonunda yönetilen toplam varlık:
10 trilyon 119,5 milyar frank
seviyesine ulaştı.
Böylece İsviçre bankacılık sektöründe ilk kez 10 trilyon frank eşiği aşılmış oldu.
Rakamın büyüklüğünü günlük ölçülerle kavramak oldukça zor.
10 trilyon frank:
10.000 milyar frank anlamına geliyor.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Bu para İsviçre bankalarının kendi parası veya kârı değil.
Söz konusu rakam, bankaların İsviçreli ve yabancı müşterileri adına yönettiği menkul kıymetler, yatırımlar ve diğer müşteri varlıklarının toplamını ifade ediyor.
Dolayısıyla “İsviçre bankalarının kasasında 10 trilyon frank var” şeklinde yorumlamak doğru değil.
Rekorun arkasındaki en önemli nedenlerden biri finans piyasalarındaki olumlu gelişme.
İsviçre Bankacılar Birliği'ne göre özellikle hisse senedi piyasalarındaki yükseliş, müşterilerin banka hesaplarında ve yatırım portföylerinde bulunan menkul kıymetlerin değerini artırdı.
Böylece bankaların yönettiği toplam varlık miktarı da yükseldi.
Artış yalnızca İsviçre'de yaşayan müşterilerden kaynaklanmadı.
Hem İsviçreli hem de yabancı müşterilerin varlıklarında büyüme kaydedildi.
Rapordaki dikkat çekici gelişmelerden biri de yabancı müşteriler.
İsviçre Bankacılar Birliği Başekonomisti Martin Hess'in verdiği bilgilere göre uzun bir aradan sonra yabancı müşterilerin İsviçre bankalarında yönetilen varlıkları, yerli müşterilerin varlıklarından daha hızlı büyümeye başladı.
Bu gelişme İsviçre açısından önemli.
Çünkü ülkenin finans sektöründeki en güçlü alanlarından biri uluslararası servet yönetimi – Wealth Management sektörü.
İsviçre, dünyanın farklı ülkelerindeki yüksek varlıklı müşterilerin servetlerini yöneten en önemli finans merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.
Rekor yalnızca yönetilen servet miktarıyla sınırlı değil.
İsviçre bankalarının toplam faaliyet sonucu 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,8 artarak 73,8 milyar franga ulaştı.
Bu rakam sektör açısından tüm zamanların en yüksek seviyesini temsil ediyor.
Özellikle komisyon ve hizmet gelirleri bankaların performansına güçlü katkı sağladı.
Bu alandaki gelirler yüzde 6,5 arttı.
Ancak bankacılık sektöründeki bütün göstergeler olumlu değil.
İsviçre'deki düşük faiz ortamı bankaların klasik faiz gelirleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Bankaların net faiz gelirleri, kredi hacmindeki artışa rağmen yüzde 0,8 geriledi.
Bunun temel nedenlerinden biri faiz marjlarının daralması.
Bankalar müşterilere kullandırdıkları krediler ile finansman maliyetleri arasındaki farktan gelir elde ediyor. Faizlerin çok düşük olduğu dönemlerde bu marjların daralması bankaların kazançlarını baskılayabiliyor.
Rekor gelir ve servet rakamlarına rağmen istihdam tarafında farklı bir tablo var.
İsviçre bankalarında 2025 yılı sonunda ülke içinde tam zamanlı eşdeğer olarak 92.002 kişi çalışıyordu.
Bu sayı bir önceki yıla göre:
2.345 kişi, yani yüzde 2,5 azaldı.
Ancak İsviçre Bankacılar Birliği bu düşüşün sektör genelindeki bir küçülmeden kaynaklanmadığına dikkat çekiyor.
Gerilemenin temel nedeni büyük banka kategorisindeki gelişmeler.
Diğer banka gruplarında ise toplam istihdamın arttığı belirtiliyor.
Sektör temsilcileri 2026 yılının geri kalanına ilişkin de genel olarak olumlu düşünüyor.
İsviçre Bankacılar Birliği tarafından görüşleri alınan bankaların baş yatırım yöneticileri ve baş ekonomistlerinin yarısından fazlası, 2026 yılında sektörün faaliyet sonucunun yeniden artmasını bekliyor.
Özellikle servet yönetimi ile komisyon ve hizmet gelirlerinin büyümeye katkı sağlaması bekleniyor.
İsviçre'nin uluslararası servet yönetimindeki gücünün arkasında birkaç faktör bulunuyor.
Siyasi ve ekonomik istikrar, güçlü İsviçre frangı, gelişmiş finans sektörü, uzmanlaşmış servet yönetimi hizmetleri ve hukuki güvenlik ülkenin avantajları arasında gösteriliyor.
Özellikle dünyadaki jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde istikrarlı finans merkezlerine olan talep daha da önem kazanabiliyor.
İsviçre Bankacılar Birliği de yeni rakamların ülkenin servet yönetimi merkezi olarak çekiciliğinin devam ettiğini ve İsviçre finans merkezine duyulan güveni gösterdiğini değerlendiriyor.
Ancak sektörün güçlü rakamları İsviçre'deki bankacılık tartışmalarının sona erdiği anlamına gelmiyor.
Credit Suisse'in 2023'te yaşadığı kriz ve UBS tarafından devralınmasının ardından Federal Hükümet özellikle sistem açısından kritik büyük bankalara yönelik düzenlemeleri güçlendirmeye çalışıyor.
Federal Konsey 12 Ağustos 2026'da Bankacılık Yasası ve Likidite Yönetmeliği'nde yeni değişiklikler için istişare sürecini başlattı.
Planlanan önlemler arasında bankaların krizlere daha iyi hazırlanması, FINMA'nın yetkilerinin genişletilmesi ve sistem açısından önemli bankalarda yanlış davranış durumunda bonusların geri alınabilmesine yönelik düzenlemeler bulunuyor. İstişare süreci 19 Kasım'a kadar devam edecek.
Ortaya çıkan tablo iki farklı gelişmeyi aynı anda gösteriyor.
Bir tarafta İsviçre bankaları 10,12 trilyon franklık yönetilen servet ve 73,8 milyar franklık faaliyet sonucuyla tarihi seviyelere ulaşıyor.
Diğer tarafta düşük faizler bankaların faiz gelirlerini baskılıyor, istihdamda bazı alanlarda düşüş yaşanıyor ve Credit Suisse krizinin ardından daha sıkı düzenlemeler gündeme geliyor.
Buna rağmen yeni Bankacılık Barometresi, İsviçre'nin uluslararası servet yönetimindeki gücünü şimdilik koruduğunu gösteriyor.