Kentte bulunan yaklaşık 140 merdiven, vadi tabanındaki tarihi eski şehir bölgesi ile yamaçlardaki yerleşim alanlarını birbirine bağlıyor. Toplamda yaklaşık 13 bin basamaktan oluşan bu merdivenler, Drei Weieren dinlenme alanına ve St. Gallen Üniversitesi'ne ulaşımın en önemli parçası olarak kabul ediliyor.
Bu merdivenlerin kökeni, 19. yüzyılın sonlarındaki tekstil sanayisinin yükseliş dönemine kadar uzanıyor. O dönemde nüfusu hızla artan kentin yamaçlara doğru genişlemesiyle ulaşımı kolaylaştırmak adına inşa edilen yapılar, kendilerine has mimari özellikleriyle öne çıkıyor. Klasik St. Gallen merdivenlerinin basamakları melez ağacı ahşabından yapılıp uzun çivilerle sabitlenirken, zeminleri çakıl ve asfalttan, tırabzanları ise göknar ahşabından oluşuyor. Kış aylarında kayganlaşan bu ahşap basamakların bakımı ve buzlanmaya karşı korunması ise belediyenin yol denetim birimi tarafından yürütülüyor.
Kentteki merdivenleri tanıtmak amacıyla faaliyet gösteren Stägestadt proje grubunun lideri Patrick Fust, bu basamakların halk tarafından günlük hayatta ücretsiz bir spor aracı olarak kullanılmasını teşvik ediyor. Grup, her yıl eylül ayının başında merdivenleri birer sahneye dönüştüren Stägestadt Günü'nü düzenliyor. Kentteki en uzun merdiven 526 basamakla Falkenburg olurken, Schlösslitreppe ise 422 basamağıyla dikkat çekiyor. 2018 yılında Markus Piasente adlı bir koşucu, 12 saatten fazla sürede 140 merdivenin tamamını tırmanarak yaklaşık 3 bin metrelik bir irtifa farkı aşmayı başardı.