İlk kez 1984 yılında çiftçi Margrit Christen tarafından bulunan 15 kilogramlık bir parça ile başlayan keşif süreci, günümüzde çok daha büyük bir boyuta ulaştı. 2016 yılında kamuoyuna duyurulan ve o dönemde 400 parçadan oluştuğu bilinen göktaşı koleksiyonu, 2026 yılı itibarıyla yapılan yeni keşiflerle birlikte 2 bin 200 parçanın üzerine çıktı.
Yaklaşık 175 bin yıl önceki buzul çağında Dünya atmosferine girerken patlayan devasa göktaşının, 4 ila 20 metre büyüklüğünde ve en az 250 ton ağırlığında olduğu tahmin ediliyor. Oldukça nadir görülen bir demir göktaşı türü olan bu kütle, patlamanın ardından bölgeye adeta bir enkaz yağmuru gibi yağdı. Bern Doğa Tarihi Müzesi'nden jeolog ve keşif lideri Beda Hofmann, metal dedektörleriyle yürütülen arama çalışmalarının oldukça zahmetli olduğunu, çoğunlukla folyo, çivi ve eski kovan gibi atıklarla karşılaştıklarını ancak gerçek bir kozmik parça bulmanın büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu belirtiyor.
Altı kilometrelik bir saçılma alanında yürütülen bu hassas çalışmalar için yetkili Arkeoloji Servisi'nden özel izin alınması gerekiyor. 2026 yılında elde edilen en son bulgular, bilim dünyasına çok değerli yeni veriler sunuyor. Bazı göktaşı parçalarının buzullar tarafından taşındığının tespit edilmesi, bölgenin geçmişteki buzul kalınlıkları hakkında önemli ipuçları veriyor. Ayrıca, elde edilen verilerin göktaşlarının atmosfere giriş davranışlarını anlamaya ve gelecekte Dünya için potansiyel tehlike oluşturabilecek küçük gök cisimlerinin risklerini daha kesin hesaplamaya yardımcı olacağı belirtiliyor.