Washington'un hem Asya hem de Avrupa'daki ortaklarıyla yaşadığı bu gerilimler, küresel güvenlik ittifaklarının geleceğine dair derin şüpheler uyandırıyor. Özellikle Doğu Asya'da, Güney Kore ile ortaklaşa düzenlenen yıllık "Ulchi Özgürlük Kalkanı" askeri tatbikatının süresinin aniden kısaltılması Seul'de büyük bir şaşkınlık yarattı. Trump, Seul yönetiminin İran'a karşı savaşı desteklemeyi reddetmesini gerekçe göstererek tatbikatı 11 günden 5 güne indirdi.
Asya'daki müttefikler sadece askeri ortaklığın zayıflamasından değil, ABD'nin bölgedeki varlığının azalmasından da endişe duyuyor. Çin tehdidinin yaklaştığı bir dönemde, Washington'un hem Güney Kore hem de Japonya'ya yüzde 15 oranında gümrük vergisi uygulaması gerilimi tırmandırdı. Ayrıca, Mart ayında başlayan savaşın ardından Güney Kore'de konuşlu bulunan Patriot ve THAAD füze sistemlerinin Orta Doğu'ya taşınması Seul'de ciddi bir güvenlik endişesine yol açtı. Trump, müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'na savaş gemisi gönderme konusundaki isteksizliklerini eleştirerek tepki gösterdi.
Benzer şekilde, ABD'nin Avrupa ve NATO müttefikleriyle olan ilişkileri de ciddi bir krizden geçiyor. Donald Trump'ın görevdeki ilk yılında Kanada ticaret savaşı tehditleriyle karşılaşırken, Avrupa Birliği mallarına yüzde 15, İngiltere'ye ise yüzde 10 gümrük vergisi getirildi. Trump'ın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde Avrupa’nın medeniyet yok oluşuyla karşı karşıya olduğunu savunması ve Danimarka'ya karşı Grönland konusundaki taleplerini gümrük vergisi tehditleriyle tırmandırması Avrupalı liderlerin tepkisini çekti.
NATO’nun ABD için "hiçbir şey yapmadığını" iddia eden Trump, müttefiklerini Afganistan'da iyi savaşmamakla suçladı. İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer bazı Kuzey Avrupa ülkeleri Grönland krizinde Danimarka'ya açık destek verirken, Trump'ın adımlarını zorlama olarak nitelendirdi. İran'a yönelik savaşın gölgesinde, Washington'un ortaklarıyla yaşadığı bu derin ayrışmalar, ABD’nin küresel güvenlik şemsiyesine olan güveni sarsmaya devam ediyor.