Pusula Swiss
Zürih’te kritik karar: Kız öğrenciler ve öğretmenler için başörtüsü yasağı hazırlanacak
Başörtüsü tartışması büyüyor
Zürih’te kritik karar: Kız öğrenciler ve öğretmenler için başörtüsü yasağı hazırlanacak
Zürih’te uzun süredir tartışılan okullarda başörtüsü yasağı konusunda önemli bir siyasi adım atıldı. Zürih Kanton Meclisi, SVP tarafından sunulan ve devlet okulları ile anaokullarında kız öğrenciler ve kadın öğretmenlerin dini gerekçelerle başlarını örtmesini prensip olarak yasaklamayı amaçlayan önergeyi 87’ye karşı 82 oyla kabul etti.

Ancak karar, başörtüsünün bugünden itibaren yasaklandığı anlamına gelmiyor. Kanton hükümeti şimdi yasağın hukuki temelini hazırlamak zorunda. Tartışma ise kadın haklarından dini özgürlüğe, entegrasyondan anayasal haklara kadar çok geniş bir alana yayılıyor.

Zürih Kanton Meclisi’nde 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü yapılan oylama, İsviçre’de din, eğitim ve toplumsal uyum konularında yeni ve uzun sürebilecek bir tartışmanın kapısını açtı.

SVP’nin hazırladığı önerge 87 evet, 82 hayır ve 6 çekimser oyla kabul edildi. Yalnızca beş oy farkla geçen kararın ardından Zürih Kantonu Hükümeti, devlet okulları ve anaokullarında dini gerekçelerle kullanılan başörtülerine yönelik bir yasağın hangi hukuki çerçevede uygulanabileceğini araştıracak ve buna ilişkin bir yasal düzenleme hazırlayacak. 

Dolayısıyla kamuoyunda kullanılan “Zürih okullarda başörtüsünü yasakladı” ifadesi şu aşamada tam olarak doğru değil.

Başörtüsü henüz yasaklanmadı.

Kanton Meclisi hükümeti, böyle bir yasağın yasal temelini oluşturmakla görevlendirdi.

Tartışma nasıl başladı?

Konunun bugünkü noktaya gelmesinin başlangıcı 24 Kasım 2025 tarihine dayanıyor.

Zürih Kantonu SVP milletvekilleri Tobias Infortuna, Sandra Bossert ve Domenik Ledergerber, kanton parlamentosuna “Keine Unterdrückung von Frauen und Mädchen an Zürcher Schulen und Kindergärten”, yani “Zürih okulları ve anaokullarında kadın ve kız çocuklarının baskı altında tutulmasına hayır” başlıklı bir önerge sundu.

Önergede Zürih kantonundaki kamuya ait okullar ve anaokullarında kadınların ve kız çocuklarının “dini veya ideolojik gerekçelerle” başlarını örten kıyafetleri kullanmasının prensip olarak yasaklanması talep edildi.

Düzenleme yalnızca öğrencileri değil, kadın öğretmenleri de kapsıyor. 

Önerge metninde doğrudan yalnızca “İslami başörtüsü” ifadesi kullanılmasa da siyasi tartışmaların merkezinde Müslüman kadın ve kız çocuklarının kullandığı başörtüsü bulunuyor.

Zürih’te kritik karar: Kız öğrenciler ve öğretmenler için başörtüsü yasağı hazırlanacak

SVP: “Başörtüsü kadın-erkek eşitliğiyle bağdaşmıyor”

Önergenin arkasındaki SVP, konuyu öncelikle kadın-erkek eşitliği üzerinden savunuyor.

Partiye göre özellikle kız çocuklarının başörtüsü kullanması bazı durumlarda dini veya ailevi baskının sonucu olabiliyor. SVP, başörtüsünün yalnızca kadın ve kız çocuklarından beklenen bir kıyafet olması nedeniyle cinsiyete dayalı eşitsizliği temsil ettiğini öne sürüyor.

Parti ayrıca Zürih devlet okullarının çocuklara demokratik, hümanist ve eşitlikçi değerler aktarmakla yükümlü olduğunu savunuyor.

SVP’ye göre kız öğrencilerin ve kadın öğretmenlerin başörtüsüyle okulda bulunması bu anlayışla çelişiyor. 

Önergenin sahiplerinden Tobias Infortuna da karar sonrasında yaptığı açıklamalarda okulların kız çocuklarının özgür ve eşit biçimde gelişebilecekleri alanlar olması gerektiğini savundu.

Infortuna ve SVP içerisindeki diğer isimler başörtüsünü yalnızca dini bir sembol olarak değil, bazı durumlarda “siyasal İslamın” bir göstergesi olarak değerlendiriyor.

Hükümet mart ayında önergeye yeşil ışık yaktı

Önergenin siyasi açıdan güç kazanmasında önemli dönüm noktalarından biri Zürih Kantonu Hükümeti’nin tutumu oldu.

Regierungsrat, Mart 2026’da SVP’nin önergesini prensip olarak desteklemeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu karar SVP tarafından önemli bir siyasi başarı olarak değerlendirildi. Parti, hükümetin yaklaşımının başörtüsü yasağı konusunda kendi tezlerini güçlendirdiğini açıkladı.

Ancak hükümet desteği bile konunun hukuki boyutunu ortadan kaldırmıyor.

Çünkü özellikle öğrencilerin dini semboller kullanması İsviçre’de anayasal olarak korunan inanç ve vicdan özgürlüğüyle doğrudan ilişkili.

87’ye 82: Çoğunluk sadece beş oyla oluştu

31 Ağustos’taki oylama, Zürih siyasetindeki görüş ayrılığının ne kadar büyük olduğunu da ortaya koydu.

Önerge:

87 evet, 82 hayır ve 6 çekimser oyla geçti.

Yani sonucu sadece beş oy belirledi. 

Kararın geçmesinde ağırlıklı olarak SVP ve FDP’nin oyları etkili oldu.

Bunlara GLP ve EVP içerisinden bazı milletvekilleri de destek verdi.

SVP’nin daha sonra yayımladığı değerlendirmeye göre FDP önergeye blok halinde destek verirken, GLP ve EVP’den bazı isimler de “evet” oyu kullandı. Hatta Yeşiller içerisinden iki milletvekilinin de parti çoğunluğuna rağmen önergeyi desteklediği belirtildi. 

Buna karşılık sol partilerin büyük bölümü ile Mitte önergeye karşı çıktı. 

Bu dağılım başörtüsü tartışmasının klasik sağ-sol ayrımını büyük ölçüde yansıtmasına rağmen, bazı partiler içerisindeki farklı görüşlerin de sonucu değiştirdiğini gösterdi.

Karşı çıkanların temel itirazı: “Devlet kadına ne giyeceğini söylememeli”

Yasağa karşı çıkan siyasi çevrelerin temel argümanlarından biri bireysel özgürlük.

Muhaliflere göre bir kadının veya kız çocuğunun başörtüsü takmaya zorlanması nasıl kabul edilemezse, kendi isteğiyle taktığı başörtüsünü çıkarmaya zorlanması da aynı şekilde kişinin özgürlüğüne müdahale anlamına geliyor.

Karşı çıkanlar ayrıca bütün başörtülü kadınların baskı altında olduğu varsayımının doğru olmadığını ve bireysel durumların birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor.

Tartışmanın en hassas noktalarından biri de öğrenciler.

Muhaliflere göre aile baskısı nedeniyle başörtüsü takan bir kız çocuğunun korunması gerekiyorsa çözüm, çocuğun okuldan dışlanmasına veya eğitim hayatının zorlaştırılmasına yol açabilecek genel bir yasak olmamalı.

Tam tersine okulun, böyle bir çocuğun öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları ve diğer profesyonellerle temas kurabileceği en önemli güvenli alanlardan biri olduğu savunuluyor.

Vera Çelik tartışmanın dikkat çeken isimlerinden biri

Başörtüsü tartışmasında son aylarda kamuoyunun yakından takip ettiği isimlerden biri de 20 yaşındaki SP’li Vera Çelik oldu.

Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor:

Çelik Zürih Kanton Meclisi’nde değil, Zürih Belediye Meclisi’nde (Gemeinderat) görev yapıyor.

Mart 2026 seçimlerinde Zürih şehir parlamentosuna seçilen Çelik, yeni dönemin en genç üyelerinden biri oldu. Aynı zamanda Zürih şehir parlamentosunda başörtüsü kullanan ilk kadın siyasetçilerden biri olarak dikkat çekti. 

Kendi tercihiyle başörtüsü kullandığını söyleyen Çelik, kendisini aynı zamanda feminist olarak tanımlıyor.

SRF’ye verdiği röportajda siyasi kimliğinin yalnızca başörtüsü üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkarak, başörtüsü olsun veya olmasın aynı siyasi görüşleri savunacağını ifade etti. 

Çelik’in söylediği önemli noktalardan biri şu:

Bir kadına başörtüsü takmayı zorlamak kadar, başörtüsünü çıkarmayı zorlamak da kadının kendi hayatıyla ilgili karar hakkına müdahale olabilir.

Zürih’te kritik karar: Kız öğrenciler ve öğretmenler için başörtüsü yasağı hazırlanacak

Vera Çelik yasağı “ırkçı bir talep” olarak değerlendirdi

Çelik, Zürih’teki tartışma henüz sonuçlanmadan önce Mart ayında Watson’a verdiği bir röportajda okullarda genel başörtüsü yasağına açık şekilde karşı çıktı.

Watson röportajı Çelik’in yaklaşımını “Rassistisches Anliegen”, yani “ırkçı bir talep” başlığıyla kamuoyuna taşıdı. 

Çelik’in yasak karşısındaki en dikkat çekici argümanlarından biri ise kız çocuklarının korunmasıyla ilgili.

Çelik’e göre gerçekten ailesi veya çevresi tarafından başörtüsü takmaya zorlanan kız çocukları olabilir.

Ancak bu çocukların destek alabileceği en önemli yerlerden biri okul.

Öğretmenler, okul sosyal hizmetleri veya diğer uzmanlarla temas sayesinde çocuklar gerektiğinde yardım isteyebilir.

Çelik bu nedenle genel bir yasağın, korunması amaçlanan bazı kız çocuklarını tam tersine daha fazla izolasyona sürükleyebileceğini düşünüyor. 

Bu görüş, tartışmanın merkezindeki temel çelişkiyi açık biçimde ortaya koyuyor.

SVP, başörtüsü yasağının kız çocuklarını baskıdan kurtaracağını savunuyor.

Karşı çıkanlar ise:

“Genel yasak, baskı altında olan kız çocuklarının okul ve destek sistemlerinden uzaklaşmasına yol açabilir” görüşünü öne sürüyor.

Çelik öğretmenlere yönelik yasağa da karşı

Vera Çelik yalnızca öğrencilere yönelik yasaklara değil, başörtüsü kullanan kadın öğretmenlere yönelik genel bir yasağa da karşı çıkıyor.

2026 yılı başında SP içerisinde yürütülen tartışmalarda, devlet okullarındaki kadın öğretmenlerin başörtüsü takmasını yasaklamaya karşı çıkan kararın kabul edilmesi için aktif olarak çalıştı.

SRF de Çelik’in bu konuda parti içerisindeki tartışmalarda ön saflarda yer aldığını aktardı. 

Çelik’in yaklaşımına göre başörtüsü kullanan bir kadın, yalnızca kıyafeti nedeniyle öğretmenlik yapma hakkından mahrum bırakılmamalı.

Tartışmanın en zor bölümü: İsviçre Anayasası

Zürih’teki karar siyasi açıdan önemli olsa da önümüzdeki dönemin en büyük tartışması muhtemelen hukuk alanında yaşanacak.

Çünkü İsviçre’de inanç ve vicdan özgürlüğü anayasal güvence altında.

Özellikle öğrenciler söz konusu olduğunda Federal Mahkeme geçmişte başörtüsü yasağı konusunda önemli kararlar verdi.

Federal Mahkeme’nin temel yaklaşımına göre öğrenciler devletin temsilcisi değildir ve dini inançlarını ifade etme özgürlükleri bulunmaktadır.

Dolayısıyla öğrencilerin yalnızca başörtüsü kullandıkları için eğitim kurumlarında genel bir yasakla karşı karşıya bırakılması anayasal açıdan ciddi sorunlar doğurabilir.

Burada öğrenciler ile öğretmenler arasında önemli bir hukuki fark bulunuyor.

Öğrenciler ve öğretmenler aynı hukuki durumda değil

Devlet okullarındaki öğretmenler kamu otoritesini temsil ettikleri için devletin dini tarafsızlık ilkesi onlar açısından daha güçlü biçimde uygulanabiliyor.

Bu nedenle öğretmenlerin görünür dini semboller kullanmasına ilişkin kısıtlamaların belirli şartlar altında hukuken savunulması daha mümkün.

Ancak öğrenciler devletin temsilcisi değil.

Bu nedenle öğrencilerin dini özgürlüklerine yapılacak müdahalelerin çok daha güçlü gerekçelere dayanması gerekiyor.

Zürih hükümetinin hazırlayacağı olası yasa açısından en kritik sorunlardan biri tam olarak bu ayrım olacak.

Fransa modeli Zürih için örnek olabilir mi?

SVP’nin önergesinde Fransa’daki uygulamalara da atıfta bulunuluyor.

Fransa’da devlet okullarında açık biçimde görünen dini sembollere yönelik uzun yıllardır çok daha kapsamlı kısıtlamalar uygulanıyor.

SVP, bu yaklaşımın entegrasyon ve ortak toplumsal değerlerin güçlendirilmesi açısından örnek alınabileceğini düşünüyor. SRF de önergenin Fransa modelini referans aldığını aktardı. 

Ancak karşıt görüştekiler İsviçre ile Fransa’nın devlet-din ilişkilerinin ve hukuki geleneklerinin farklı olduğuna dikkat çekiyor.

İsviçre’de dini özgürlüğün anayasal olarak korunması nedeniyle Fransa’daki uygulamanın doğrudan Zürih’e aktarılması kolay görünmüyor.

Başörtüsü bugün itibarıyla yasak değil

Kamuoyunun dikkat etmesi gereken en önemli konu bu.

Zürih Kanton Meclisi’nin 31 Ağustos’ta aldığı kararın ardından başörtüsü otomatik olarak yasaklanmadı.

Bugün Zürih kantonunda başörtüsü takan bir öğrenci, yalnızca bu karardan dolayı başörtüsünü çıkarmak zorunda değil.

Kararla birlikte hükümete verilen görev, gerekli yasal zeminin hazırlanması.

Regierungsrat şimdi önergenin hangi biçimde uygulanabileceğini, anayasal sınırları ve hukuki sonuçları değerlendirmek zorunda. 

Ortaya hazırlanmış bir yasa tasarısı çıktığında tartışmanın yeniden parlamentoya taşınması ve olası hukuki itirazlarla karşılaşması beklenebilir.

SVP halk oylaması seçeneğini de gündemde tutuyor

SVP açısından 31 Ağustos’taki oylama henüz sürecin sonu değil.

Önergenin sahiplerinden Tobias Infortuna, hükümetin yasağı SVP’nin istediği kapsamda uygulamaması halinde kantonal bir halk girişimi başlatılması seçeneğinin değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı. 

Bu durumda başörtüsü yasağı konusu gelecekte doğrudan Zürih seçmenlerinin önüne de gelebilir.

Dolayısıyla 87’ye 82’lik parlamento kararı önümüzdeki aylarda daha geniş bir siyasi mücadelenin başlangıcı olabilir.

İsviçre genelinde büyüyen bir tartışma

Başörtüsü konusu yalnızca Zürih’e özgü değil.

Son dönemde İsviçre’nin çeşitli kantonlarında özellikle devlet okullarındaki öğretmenlerin dini semboller kullanmasıyla ilgili benzer tartışmalar yaşanıyor.

Tartışmanın bir tarafı okulların dini açıdan mümkün olduğunca tarafsız alanlar olması gerektiğini savunuyor.

Diğer taraf ise devletin tarafsız olmasının, bireylerin kendi dini kimliklerini görünür biçimde yaşamalarının engellenmesi anlamına gelmemesi gerektiğini düşünüyor.

Zürih’teki kararın önemi de burada ortaya çıkıyor.

İsviçre’nin en büyük kantonlarından birinin bu yönde bir yasal düzenleme hazırlamaya başlaması, diğer kantonlardaki tartışmaları da etkileyebilir.

Tartışmanın merkezinde aynı soru var: Özgürlük nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Zürih’te yaşanan tartışmada her iki taraf da kadınların ve kız çocuklarının özgürlüğünü savunduğunu söylüyor.

Ancak özgürlük kavramını farklı yorumluyorlar.

SVP açısından başörtüsü, özellikle küçük yaştaki kız çocuklarında dini veya toplumsal baskının göstergesi olabilecek ve kadın-erkek eşitliğiyle çelişen bir sembol.

Yasağa karşı çıkanlara göre ise devletin bütün başörtülü kadınların baskı altında olduğu varsayımıyla hareket etmesi, başörtüsünü kendi isteğiyle kullanan kadınların özgürlüğünü ortadan kaldırabilir.

Bu nedenle tartışmanın belki de en önemli sorusu şu:

Bir kadını veya kız çocuğunu başörtüsü takmaya zorlamak yanlışsa, kendi isteğiyle taktığı başörtüsünü çıkarmaya zorlamak da aynı şekilde yanlış mıdır?

Zürih hükümetinin hazırlayacağı düzenleme tam da bu hassas sınır üzerinde şekillenmek zorunda kalacak.

Ve şimdiden belli olan bir şey var:

87’ye karşı 82 oyla başlayan bu süreç, Zürih’te başörtüsü tartışmasını bitirmedi. Tam tersine, asıl tartışma şimdi başlıyor.



Paylaş


Diğer Haberler