
İsviçre’ye göç fazla artarsa şirketlerden özel harç alınabilir
Almanca kullanılan “Zuwanderungsabgabe” kavramının Türkçesi göç harcı. Parlamento komisyonunun kullandığı “Lenkungsabgabe” ise kelime anlamıyla yönlendirme veya düzenleme amaçlı harç demek.
Burada çok önemli bir ayrıntı var: Bu paranın doğrudan İsviçre’ye gelen çalışanın cebinden alınması planlanmıyor.
Eyaletler Konseyi Devlet Politikası Komisyonu’nun modeline göre bağımlı çalışanlar söz konusu olduğunda harcı işveren, yani şirket ödeyecek. Aile birleşimi kapsamında İsviçre’ye gelen yetişkin kişiler için ise ayrı bir ödeme yükümlülüğü öngörülebilecek.
Üstelik bu uygulama sürekli açık duran yeni bir göç vergisi olmayacak.
Önce Almancada “Schutzklausel”, Türkçesiyle koruma maddesi olarak adlandırılan mekanizmanın devreye girmesi gerekiyor.
Bunun için AB’den gelen göçün İsviçre’de ciddi ekonomik veya sosyal problemlere yol açtığının belirlenmesi gerekiyor.
Komisyon Federal Konsey’in her yıl bazı göstergeleri incelemesini ve koruma maddesinin devreye sokulmasının gerekli olup olmadığını değerlendirmesini istiyor. Kantonlar da kendi bölgelerinde ciddi bir sorun oluştuğunu düşünüyorlarsa Federal Konsey’den inceleme talep edebilecek.
Amaç yalnızca göçü azaltmak değil. Harç yoluyla şirketlerin yurtdışından yeni çalışan getirmeden önce İsviçre’de halihazırda bulunan iş gücünden daha fazla yararlanması teşvik edilmek isteniyor.
Komisyon ayrıca elde edilen gelirin devlet kasasında tutulması yerine halka geri dağıtılmasını öngörüyor.
AB vatandaşları açısından bir başka önemli konu da oturum hakkı.
Yeni sistemde yetkililerin, AB vatandaşının çalışan statüsünü gerçekten taşıyıp taşımadığını daha ayrıntılı kontrol etmesi isteniyor. Çok düşük oranda çalışarak kalıcı oturum hakkı elde edilmeye çalışıldığı düşünülen durumlarda daha kapsamlı inceleme yapılabilecek. Oturum şartlarının artık yerine getirilmediğine ilişkin somut işaretler varsa göç makamlarının oturum hakkını yeniden kontrol etmesi de öngörülüyor.
Ancak altını çizelim: Bugün İsviçre’de böyle bir göç harcı uygulanmıyor. Bu, Bilateraller III kapsamında Parlamento sürecindeki bir öneri.















































































































































