Parti aynı zamanda özellikle ana ulaşım yollarında Tempo 30 uygulamalarının yaygınlaştırılmasına karşı çıkıyor.
İsviçre karayollarındaki trafik yükünün artması, özellikle büyük şehirlerin çevresinde ve önemli otoyol bağlantılarında uzun süredir tartışılıyor.
SVP Ulusal Konsey Üyesi ve taşımacılık sektöründen gelen Benjamin Giezendanner, otoyol kapasitesinin artırılmasının özellikle işletmeler ve çalışanlar açısından gerekli olduğunu savunuyor.
Giezendanner daha önce SRF’de yaptığı açıklamada, artan trafik sıkışıklığına karşı otoyolların genişletilmesini savunarak bunun esnaf ve çalışanların trafikte zaman kaybetmesini önlemek için gerekli olduğunu belirtmişti.
Tartışmanın diğer önemli başlığı şehirlerdeki hız sınırları.
SVP, özellikle trafiğin ana arterleri üzerinde Tempo 30'un yaygınlaştırılmasına karşı çıkıyor. Parti, bu uygulamaların trafiği yavaşlattığını ve araçların mahalle aralarına yönelmesine yol açabileceğini savunuyor.
Tempo 30'u destekleyen çevreler ise düşük hızın trafik güvenliğini artırdığını, gürültüyü azalttığını ve şehirlerde yaşam kalitesini yükselttiğini belirtiyor. Dolayısıyla konu İsviçre siyasetindeki önemli ulaşım tartışmalarından biri olmaya devam ediyor.
İlginç olan ise SVP'nin kendi Ulaştırma Bakanı Albert Rösti'nin bazı planlarına da karşı çıkması.
Federal Hükümet, trafik yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dinamik hız sınırlarının daha fazla kullanılmasını planlıyor. Mevcut planlamaya göre yoğun saatlerde 80 km/s uygulamasının kullanılabildiği otoyol kesimlerinin uzunluğu yaklaşık 500 kilometreden 1.100 kilometreye kadar çıkabilir.
Rösti, trafiğin yoğun olduğu dönemlerde hızın düşürülmesinin araç akışını düzenlediğini, trafik sıkışıklığını ve kaza riskini azaltabildiğini savunuyor. SVP içinden ise bu yaklaşımın yanlış olduğu yönünde itirazlar geliyor.
Tartışmanın temelinde giderek büyüyen bir soru bulunuyor: İsviçre artan ulaşım ihtiyacını yeni ve daha geniş yollarla mı, yoksa mevcut altyapıyı daha verimli kullanarak ve toplu taşımayı güçlendirerek mi karşılayacak?
Özellikle otoyol genişletme projelerinin 2024'te halk oylamasında reddedilmiş olması, yeni karayolu yatırımlarının siyasi açıdan da kolay olmayacağını gösteriyor.