Türkiye ile Yunanistan arasında ilkbahar aylarında silahlanma ve askeri faaliyetler sebebiyle yükselen gerilim, tarafların Ege Denizi'nde attığı yeni adımlarla yeniden tırmanışa geçti. İki ülke arasında bir süredir durgun seyreden ilişkiler, tarafların karşılıklı olarak ilan ettiği ekolojik koruma alanları ve yenilenebilir enerji projeleri nedeniyle yeni bir diplomatik tartışma sürecine girdi.
Türkiye, 16 Ağustos'ta yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda Ege Denizi'nde ilk kez iki büyük deniz milli parkı oluşturduğunu açıkladı. Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş bölgelerini kapsayan bu adımın, Yunanistan'ın daha önce attığı benzer adımlara bir misilleme niteliğinde olduğu belirtiliyor. Atina yönetimi ise bu kararın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve kendi kıta sahanlığını ihlal ettiğini öne sürerek konuyu Avrupa Birliği gündemine taşımaya hazırlanıyor.
Bu gelişmelere karşılık olarak Yunanistan, 19 Ağustos'ta temiz enerji yatırımlarını planlayan yeni bir mekânsal çerçeve haritasını devreye soktuğunu duyurdu. Söz konusu haritada Ege Denizi'ndeki bazı ada ve coğrafi formasyonların da yer alması Ankara'da tepkiyle karşılandı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri, egemenliği antlaşmalarla devredilmemiş coğrafi şekilleri içeren bu tek taraflı adımların hukuken geçersiz olduğunu ve kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Yaşanan bu son kriz, Türkiye'de önümüzdeki dönemde meclis gündemine gelmesi beklenen ve kamuoyunda Mavi Vatan Yasası olarak da adlandırılan Deniz Yetki Alanları Kanunu tartışmalarıyla aynı döneme denk geldi. Türkiye'nin attığı deniz milli parkı adımının, kendi karasularındaki haklarını koruma konusundaki kararlılığını göstermeyi hedeflediği ve sivil faaliyetler için yasal bir temel oluşturduğu değerlendiriliyor.