Türkiye’nin yanı sıra Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna Hersek, Kosova, Ukrayna ve Moldova hakkındaki tespitleri de içeren paket, Brüksel’de AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos tarafından tanıtıldı.
Marta Kos, ülke raporlarının hızla değişen jeopolitik koşullar içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Avrupalılar olarak kıtamızın geleceğini şekillendirmek ve demokratik değerlerimizi savunmak için daha fazla çaba göstermeliyiz.” dedi.
Kos, güçlü ve birleşik bir Avrupa’nın ancak komşu ve aday ülkelerle ortak değerler temelinde işbirliği yapılarak oluşturulabileceğini vurguladı.
Türkiye’ye ilişkin bölümde ise Kos, “Türkiye, Doğu Akdeniz’in yanı sıra Karadeniz’de de AB ile aynı stratejik çıkarlara sahip önemli bir aday ülke ve kilit ortaktır.” ifadelerini kullandı. Ancak Kos, Türkiye’de demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklara saygı konularında eleştirilerde bulundu ve Türkiye ile üyelik müzakerelerinin 2018’den bu yana durma noktasında olduğunu hatırlattı.
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, AB’nin genişleme sürecini hızlandırmak için iç mekanizmalardaki tıkanıklıkları gidermesi gerektiğini vurguladı. Amor, özellikle oybirliği kuralının gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Aday ülkeler yükümlülüklerini yerine getiriyorsa, AB’nin iç süreçleri bu ilerlemeyi engellememelidir.” dedi.
Türkiye’nin aday ülke statüsünü hatırlatan Amor, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e göndermede bulunarak, “Sürekli aday ülkelerden söz ederken Türkiye’nin unutulmaması gerekir.” ifadesini kullandı.
Raporda, Türkiye’nin İran sınırında güvenliği artırdığı ve 2,7 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapmaya devam ettiği vurgulandı. Suriyelilerin gönüllü geri dönüşlerinin, 2024 sonunda Suriye rejiminin devrilmesinden sonra hız kazandığı belirtildi.
Ayrıca, 2025’in ilk yarısında Türkiye’den AB’ye gidenlerin sayısının 15 binden az olduğu, bu rakamın geçen yıla göre üçte birden fazla azaldığı bilgisi paylaşıldı.
AB Komisyonu, Türkiye’nin çok yönlü dış politika yürütmeye devam ettiğini, bölgesel gelişmelerde önemli bir aktör haline geldiğini ve AB ile ortak çıkarların giderek arttığını bildirdi.
Raporda, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu rolünü sürdürdüğü, İstanbul’da taraflar arasında görüşmelere ev sahipliği yaparak diplomatik çabalara katkı sunduğu vurgulandı.
Türkiye’nin ayrıca Karadeniz tahıl koridorunun yeniden başlatılması, mayın temizliği ve seyrüsefer güvenliği gibi konularda aktif rol oynadığı, Montrö Sözleşmesi’ni kararlılıkla uyguladığı ifade edildi.
AB, Türkiye’nin Batı Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika politikalarının bölgesel istikrara katkı sağladığını, Türkiye’nin BM ve NATO misyonlarına önemli askeri katkılar sunduğunu da rapora dahil etti.
Raporun Orta Doğu bölümünde Türkiye’nin iki devletli çözüm ilkesini desteklediği, Gazze’deki insani çabalara aktif katkı sağladığı belirtildi.
Türkiye’nin, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’ndaki İsrail aleyhindeki davasına destek verdiği, İsrail’in Filistin topraklarındaki eylemlerini sert şekilde eleştirdiği vurgulandı.
Ayrıca Türkiye’nin Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamadığı, ancak Gazze ateşkesi sürecinde arabulucu rolü üstlendiği ifade edildi.
Rapor, Türkiye’nin PKK’nın silah bırakması sürecinde çabalarını sürdürdüğünü ve bu girişimlerin geniş bir siyasi destek gördüğünü belirtti.
Ayrıca, Türkiye’nin DEAŞ’a Karşı Küresel Koalisyon içinde aktif bir rol üstlendiği, terörist faaliyetlerin azalmasında etkili olduğu ve AB ile istihbarat paylaşımını güçlendirdiği kaydedildi.
AB Komisyonu, Türkiye ekonomisinin işleyen bir piyasa yapısına sahip olduğunu, sıkı para politikası sayesinde enflasyonun kontrol altına alınmaya çalışıldığını belirtti.
Bankacılık sektörünün istikrarını koruduğu, mali konsolidasyonun ise deprem sonrası azalan yeniden yapılanma harcamaları sayesinde ilerlediği kaydedildi.
Rapor, Türkiye’nin AB ekonomisiyle yüksek entegrasyon seviyesinde olduğunu, güçlü imalat ve tarım sektörlerinin büyümeye katkı sunduğunu vurguladı.
Ancak genç işsizlik ve kadınların iş gücüne katılımı gibi alanlarda yapısal reform ihtiyacının devam ettiği belirtildi.
Raporda ayrıca Türkiye’nin Mali Eylem Görev Gücü (FATF) gri listesinden çıkması, kara para aklama ve terör finansmanı konularında ilerleme sağladığının göstergesi olarak değerlendirildi.