Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan İç Borç İhraç Stratejisi raporuna göre, Türkiye önümüzdeki üç ay içinde devasa bir borçlanma programı uygulayacak. 2026 yılının Mayıs-Temmuz dönemini kapsayan bu süreçte Hazine, toplamda 1 trilyon 653 milyar TL tutarında iç borç servisi gerçekleştirmeyi ve bu tutarın büyük bir kısmını yeniden borçlanarak karşılamayı hedefliyor. Bu rakam, miktar bazında Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük iç borçlanma döngüsü olarak kayıtlara geçti.
Sosyal medyada "seçim ekonomisi başlıyor" yorumlarına neden olan bu devasa tutarın piyasaya giriş kanalları uzmanlar tarafından şu şekilde analiz ediliyor:
Ekonomi analistleri, bu denli büyük bir paranın sisteme dahil olmasının varlık fiyatları üzerinde "yukarı yönlü" bir baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
"Hazine'nin piyasaya süreceği bu devasa likidite, döviz ve altın fiyatlarında stabilite sağlanırsa doğrudan borsa ve gayrimenkul sektörüne yönelebilir. Ancak bu durumun, zaten hassas olan enflasyon hedefleri üzerinde yeni bir baskı oluşturma riski de bulunuyor."
Hükümet kanadı bu süreci "borç yönetiminin doğal bir parçası ve piyasa likiditesinin korunması" olarak tanımlarken, muhalefet ve bazı bağımsız ekonomistler bu hamleyi 2026 yılındaki olası siyasi takvim öncesi bir "likidite enjeksiyonu" olarak nitelendiriyor. 1,6 trilyon liralık bu döngünün, piyasada ciddi bir hareketlilik yaratacağı ancak bunun sürdürülebilirliği konusundaki soru işaretlerinin devam ettiği belirtiliyor.