Pusula Swiss
Uzun süre hava kirliliğine maruz kalmak demans riskini artırıyor
Hava kirliliği riski
Uzun süre hava kirliliğine maruz kalmak demans riskini artırıyor
Yeni bir araştırmaya göre, kirli hava solumaya uzun süre maruz kalmak demans gelişme ihtimalini artırıyor.

The Lancet Planetary Health dergisinde yayımlanan analiz, hava kirliliği ile beyin sağlığı arasında güçlü bir bağ kuran şimdiye kadarki en kapsamlı çalışmalardan biri oldu. Ancak araştırmacılar, bu ilişkinin ardındaki biyolojik mekanizmalar ve hangi yaş dönemlerinde daha büyük risk oluşturduğu konusunda kesin bilgilere henüz ulaşmış değil.

Demans, dünya çapında yaklaşık 57 milyon insanı etkileyen ve beyindeki sinir hücrelerinin hasar görmesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uzmanlar, bu rahatsızlığa yol açabilecek çeşitli faktörler arasında hava kirliliğini de sayıyor, ancak hangi tür kirleticilerin daha tehlikeli olduğu konusu şimdiye kadar netlik kazanmamıştı.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bu analizde, çoğunluğu yüksek gelirli ülkelerde yaşayan yaklaşık 30 milyon kişiye ait veriler incelendi. Çalışma, toplam 51 farklı rapordan elde edilen bulguları kapsıyor.

Araştırma, ince partikül madde (PM2.5), nitrojen dioksit (NO₂) ve kurum gibi kirleticilere maruz kalmanın, özellikle araç egzozları, enerji santralleri, odun yakımı gibi kaynaklardan geldiğinde demans riskini artırabileceğini gösterdi.

Bu kirleticilerin, özellikle kan akışını etkileyen vasküler demansla daha sıkı bir ilişki içinde olduğu gözlemlendi. Alzheimer hastalığıyla bağlantısı biraz daha zayıf olsa da, bu farkın klinik olarak ne kadar önemli olduğu henüz net değil.

Alzheimer’s Research UK’ten Dr. Isolde Radford, hava kirliliğinin yalnızca çevre değil, aynı zamanda insan sağlığı açısından da ciddi bir tehdit olduğunu belirtti. Hava kirliliğinin beyinde iltihaplanma ve hücresel hasara neden olan oksidatif stres gibi süreçleri tetikleyebileceği, bunların da demansın başlamasında ve ilerlemesinde rol oynayabileceği düşünülüyor.

Lancaster Üniversitesi’nden çevresel manyetizma uzmanı Prof. Barbara Maher, özellikle trafik kaynaklı ve ev içi yakıt kullanımından ortaya çıkan ultra ince parçacıkların vücudun savunma sistemini aşabildiğine dikkat çekti.

Yine de çalışmanın bazı sınırlamaları bulunuyor. Bireylerin uzun vadede hangi kirleticilere ne düzeyde maruz kaldığını ve bu kirleticilerin birbirleriyle nasıl etkileşime geçtiğini belirlemek oldukça karmaşık bir süreç. Ayrıca, yaşamın hangi dönemlerinde bu maruziyetin daha tehlikeli olduğu da henüz açıklığa kavuşmuş değil.

Edinburgh Üniversitesi’nden yaşlılık psikiyatristi Dr. Tom Russ, çalışmanın önemli bir adım olduğunu ancak hava kirliliğinin beyin üzerindeki etkilerini tam olarak anlamak için daha gelişmiş araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Tüm bu bulgulara rağmen, bilim insanları ve demansla ilgili kuruluşlar, hükümetlerin daha katı hava kirliliği standartları belirlemesi ve halkın bu kirliliğe maruz kalmasını azaltmak için etkili politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor.

Dr. Radford, “Bu görünmeyen tehlikeyle mücadelede çok daha fazla çaba sarf edilmesi şart,” diyerek uyarıda bulundu.



Paylaş


Diğer Haberler