Aşırı işlenmiş gıdalar küresel sağlık krizini derinleştiriyor: Uzmanlardan kapsamlı reform çağrısı
Yeni yayımlanan kapsamlı bir rapor, paketli atıştırmalıklar, hazır yemekler ve şekerli içecekler gibi UPF kategorisindeki ürünlerin dünya genelinde kronik hastalıkları tetiklediğini ve sağlık eşitsizliğini daha da büyüttüğünü ortaya koyuyor.
Farklı ülkelerden 43 uzmanın katkı sunduğu çalışma, ultra işlenmiş gıdaların giderek geleneksel beslenme alışkanlıklarının yerini aldığını, bunun da beslenme kalitesini düşürerek birçok kronik hastalık riskini yükselttiğini gösteren bugüne kadarki en güçlü verileri bir araya getirdi.
The Lancet’te yayımlanan analiz, bu ürünlerin çoğunlukla sağlık yerine hız, kolaylık ve kâr odaklı üretildiğini; üretici firmaların ise düzenlemeleri engellemek için yoğun pazarlama ve politik baskı uyguladığını vurguluyor.
UPF’ler; raf ömrünü uzatan, yoğun lezzet veren ve çok tüketimi teşvik eden endüstriyel bileşenler, katkılar ve ileri işleme teknikleri ile üretiliyor.
Süpermarketlerde satılan hazır yemekler, dondurulmuş pizzalar, bisküviler, şekerli gevrekler, sosisler, dondurma, tavuk nugget’ları ve hazır erişteler yaygın örnekler arasında yer alıyor.
İngiltere ve ABD gibi ülkelerde günlük kalori alımının yarısından fazlası artık UPF’lerden geliyor. İspanya ve Çin gibi ülkelerde de tüketimin son 30 yılda belirgin şekilde arttığı görülüyor.
Analiz, UPF tüketimiyle ilgili 100’den fazla uzun süreli araştırmayı bir araya getiriyor. İncelenen çalışmaların 92’sinde, ultra işlenmiş gıdaları daha fazla tüketen bireylerde bir ya da daha fazla kronik hastalık riskinin yükseldiği tespit edildi.
Bu riskler arasında obezite, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları, depresyon ve erken ölüm yer alıyor. UPF tüketimindeki artışın fazla kalori alımı, yüksek şeker ve sağlıksız yağ tüketimi ile düşük lif ve protein seviyeleriyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.
Ayrıca bu ürünlerin üretim ve paketleme süreçleri sırasında ortaya çıkan bazı kimyasalların inflamasyon ve kanser riskini artırabileceğine dair bulgular da artıyor.
Yüksek sıcaklıklarda işlenen gıdalarda akrilamid ve trans yağlar gibi zararlı bileşiklerin oluşabileceği; ambalajlardan ise ftalat, bisfenol ve PFAS gibi endokrin sistemini etkileyebilen maddelerin sızabileceği ifade ediliyor.
Fransız epidemiyolog Mathilde Touvier, araştırmanın politika üreticilerini harekete geçmeye çağırdığını belirterek, sanayinin bilimsel tartışmaları manipüle eden girişimlerine dikkat çekiyor.
Şilili halk sağlığı uzmanı Camila Corvalan, hükümetlerin ürün etiketlerine UPF uyarılarının eklenmesinden çocuklara yönelik pazarlama kısıtlamalarına ve bu ürünlere vergi uygulanmasına kadar kapsamlı düzenlemeler hayata geçirmesi gerektiğini ifade ediyor.
Beslenme epidemiyoloğu Barry Popkin ise paket üzerinde yalnızca şeker, yağ ve tuz oranlarının değil, yoğun işlemeyi gösteren katkı maddelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar, hastaneler ve okullarda UPF satışının yasaklanmasını, süpermarketlerde görünürlüğünün azaltılmasını ve bu ürünlerden elde edilen vergilerin dar gelirli hanelerin taze gıdaya daha rahat erişmesi için kullanılmasını öneriyor.
Rapor, sağlık etkilerinin yanı sıra UPF üreticilerinin politik gücüne de dikkat çekiyor. Bu sektörün yıllık gelirinin yaklaşık 2 trilyon dolara ulaştığı belirtiliyor.
Meksikalı sağlık uzmanı Simon Barquera, ultra işlenmiş gıdaların yayılmasının bireysel tercihlerden çok, şirketlerin uyguladığı politik ve ticari baskılarla ilgili olduğunu söylüyor.
Şirketlerin kendilerini zaman zaman kamu sağlığının destekçisi gibi gösterdiğini ancak pratikte kâr odaklı hareket ederek düzenlemeleri geciktirdiğini ifade ediyor.