Tıbbi literatürde “automutilation” yerine NSSI teriminin tercih edilmesinin nedeni daha az damgalayıcı ve daha açıklayıcı olması. Her ne kadar her zaman bir ruhsal bozuklukla ilişkili olmasa da, enfeksiyon veya ciddi yaralanma riski nedeniyle yakın çevrenin dikkatini gerektiriyor.
RTS’in “Dingue” podcastinde Ludivine şöyle anlatıyor:
“Acı korkunç ama beni inanılmaz rahatlatıyor.”
Bu söz, NSSI’nin temel çelişkisini özetliyor: Fiziksel acı, dayanılmaz bir duygusal gerginliği geçici olarak hafifletmek için bir araç haline geliyor.
Cenevre Üniversitesi’nde profesör ve HUG’da psikiyatrist olan Nader Perroud’a göre, kendine zarar verme davranışı “pek çok psikiyatrik bozuklukta karşımıza çıkabiliyor”.
Davranış devam ederse; depresyon, borderline kişilik bozukluğu veya anksiyete bozuklukları gibi durumlarla bağlantılı olabilir. Ludivine’in öyküsünde de sosyal anksiyete, DEHB (hiperaktivitesiz) ve bağımlılık gibi tanılar bulunuyor.
NSSI tedavisi, kişinin içinde bulunduğu koşullara ve eşlik eden sorunlara göre şekilleniyor. Ludivine, hem hastaneye yatmış hem de bağımlılığa yönelik “on iki adım” programına katılmış:
“On iki adım programına girdim ve hayatımı kurtardı.”
Bu örnek, kişiye özel ve çok boyutlu bir yaklaşımın önemini gösteriyor.
Nader Perroud, kendine zarar vermenin her zaman bağımlılık olmadığını belirtiyor:
“Bu durum küçük bir hasta grubunda geçerli olabilir. Ancak tekrar eden davranışların büyük kısmı, çevrenin tepkisiyle pekişiyor.”
Yani kişinin çevresinden aldığı yoğun ilgi ve endişe, istemeden bu davranışı sürdüren bir mekanizma hâline gelebiliyor.
Zorluklara rağmen Ludivine büyük bir değişim yaşadığını anlatıyor:
“Dayanıklılık, kabullenme ve iyi niyet geliştirdim. Sağlığım için elimden geleni yapıyorum, tedaviyi kabul ediyorum. Yeniden yaşam kıvılcımı buldum.”
Bu ifadeler, NSSI yaşayan kişilerin doğru destekle güçlü iyileşme kaynakları geliştirebileceğini gösteriyor.