Pusula Swiss
Yapay zekâ her şeyi biliyorsa öğrenciler ne öğrenmeli?
Üniversitelerde yeni düşünme dönemi
Yapay zekâ her şeyi biliyorsa öğrenciler ne öğrenmeli?
Yapay zekâ uygulamaları, özellikle de sohbet robotları ChatGPT benzeri araçlar, yükseköğretim kurumlarında büyük bir dönüşüm tartışmasını tetikledi.

İlkokul öğrencilerinin profesör seviyesinde kompozisyonlar yazması, bazı üniversite öğrencilerinin ise sadece üç haftada yüksek lisans tezi teslim etmesi, eğitimcilerde aynı soruyu gündeme getiriyor: Bu metinleri gerçekten öğrenciler mi yazdı?

Ancak bunu kesin olarak kanıtlamak kolay değil. Çünkü yapay zekâ modelleri, klasik intihal yazılımlarının fark etmesini güçleştiren biçimde yazıyor. Dahası, bu yazılımlar kimi zaman yalnızca bilgi toplamak için kullanılan metinleri bile "şüpheli" gösterebiliyor.

Öğrencilerde Artan İntihal Kaygısı

Tages-Anzeiger gazetesine konuşan, Universität Zürich Hukuk Fakültesi Dekanı Thomas Gächter, birçok öğrencinin “haksız yere intihalle suçlanmaktan korktuğunu” söylüyor. Bu durumun özellikle akademik olarak güçlü öğrencileri dahi tedirgin ettiğini vurguluyor.

Yapay zekânın üç yıl önce, 2022'nin sonunda hayatımıza girmesinden bu yana İsviçre’deki üniversiteler, eğitim programlarını yapay zekâ çağının gerekliliklerine göre yeniden düşünmek zorunda kaldı. Amaç, öğrencilerin hâlâ kendi akademik becerilerini geliştirmesi; düşünme ve üretme süreçlerini bütünüyle yapay zekâya bırakmaması.

ZHAW: Yapay Zekâ İçin Öncü Bir Yaklaşım

Bu dönüşüme en hızlı uyum sağlayan kurumlardan biri, ZHAW – Zürcher Hochschule für Angewandte Wissenschaften oldu. Kurum, İsviçre’de yapay zekâ kullanımına ilişkin resmî bir yönerge hazırlayan ilk yüksekokullardan biri.

Yönergenin hazırlanmasında öncü rol oynayan, Öğrenme Teknolojileri ve Didaktik Birimi Başkanı Lisa Messenzehl süreci şöyle anlatıyor: “Başlangıçta bizde de panik oldu. Ancak yapay zekâya açık ve yapıcı yaklaşmaya karar verdik.”

Yeni Kurallar: Yapay Zekâ Kullanımı Açıkça Belirtilecek

ZHAW’nin belirlediği temel ilke net: Öğrenciler kullandıkları yapay zekâ araçlarını beyan etmek zorunda. Kurum, hangi kullanımın kabul edilebilir, hangisinin ise akademik etik açısından sorunlu olduğunu ayrıntılı biçimde açıklıyor.

Messenzehl’e göre üniversite, yazılı ödevlerde öğrencilerin yapay zekâdan yararlanacağını artık varsayıyor. Bu nedenle, metnin “dili ve üslubu” eskisi kadar belirleyici bir değerlendirme ölçütü değil.

Düşünmeyi Yapay Zekâya Değil, Öğrenciye Bırakmak

ZHAW, yapay zekâyı yasaklamak yerine derslerde bilinçli kullanımını teşvik ediyor. Örneğin bazı derslerde öğrencilerden, yapay zekânın ürettiği bir metni analiz etmeleri ve kendi alan bilgileri doğrultusunda eleştirel değerlendirme yapmaları isteniyor.

Ancak yapay zekânın erişemeyeceği alanlar da var:

  • Bir fizyoterapist adayının kas gruplarını ezbere bilmesi hâlâ şart.
  • Uygulamalı bölümlerde pratik sınavlar daha fazla önem kazanıyor.
  • Pek çok üniversitede olduğu gibi ZHAW’de de sözlü sınavlar ve araştırma sunumları daha ağır basmaya başladı.

Bu nedenle, öğrencilerin öğrenme sürecini bizzat yaşaması zorunlu olmaya devam ediyor. Messenzehl bunu şöyle özetliyor: “Kas geliştirmek için arkadaşımı spor salonuna gönderemem; beynimizi de başkasına çalıştıramayız.”

Yapay Zekâ Çağında Eğitim Nereye Gidiyor?

Messenzehl’e göre asıl tehlike, yapay zekânın öğrencilerin öğrenme sürecini “kısaltması”. Bu nedenle yapay zekâ, sadece iş akışını hızlandıran bir yardımcı araç olarak konumlandırılıyor; tıpkı iş dünyasında olduğu gibi.

ZHAW'nin temel yaklaşımı şu:
Öğrenciler, yapay zekâya rağmen değil; yapay zekâ ile beraber eleştirel, bağımsız ve bilgiyi ilişkilendirme becerisine sahip bireyler olmalı.



Paylaş


Diğer Haberler