İtalya’nın en önemli talebi, iki ülkenin ortak bir soruşturma ekibi kurması.
İtalyan hükümet temsilcilerinin son günlerdeki yoğun ve medyatik açıklamaları, Federal Parlamento’da rahatsızlık yarattı. SVP Ulusal Konsey üyesi ve Hukuk Komisyonu Başkanı Barbara Steinemann, İsviçre’nin hukuk düzenine müdahale edilmesini reddederek, ülkenin bağımsız yargı sisteminin doğru işlediğini vurguladı.
Ständerat (kantonları temsil eden meclis) üyesi ve ständerätliche Rechtskommission Başkanı Andrea Caroni (FDP/AR), İtalya’nın ilgisini ve yardım teklifini anlayışla karşıladığını söyledi. Ancak Caroni, bağımsız bir ceza soruşturmasına siyasi baskı yapılmasının “inakzeptabel” (kabul edilemez) olduğunu belirtti. Caroni’ye göre İsviçre’de kuvvetler ayrılığı esastır ve bu ilkeye müdahale edilmemelidir.
Federal Konsey’in rolü de tartışma konusu oldu. Caroni, hükümetin İtalya ile tüm diplomatik kanalları kullandığından emin olduğunu ifade ederken, Steinemann daha görünür bir Federal Konsey beklentisini dile getirdi. Orta Parti’den Ulusal Konsey üyesi Gerhard Pfister ise olayın siyasi etkilerinin Wallis kantonunun ötesine geçtiğini ve Federal Konsey’in daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Yeşiller Partisi Ulusal Konsey üyesi ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Sibel Arslan, İtalya’nın sürece dahil olma isteğini anlayışla karşıladığını belirtti. Arslan’a göre önemli olan, karşılıklı suçlamalar yerine yapıcı bir işbirliği zemini oluşturmak.
Dışişleri Bakanlığı EDA, İtalya’nın taleplerinin alındığını ve konunun adli makamların yetki alanına girdiğini açıkladı. İsviçre’nin Roma Büyükelçisi Roberto Balzaretti ise RSI’ye yaptığı açıklamada, İtalya’nın taleplerinin ciddiye alınması gerektiğini, ancak iki ülke ilişkilerinin normal şekilde sürdüğünü söyledi.
Federal Adalet Dairesi, siyasetin yargıya müdahale edemeyeceğini vurgulamakla birlikte, İtalya’nın kendi yasaları gereği İtalyan mağdurlar nedeniyle ayrı bir ceza soruşturması açmak zorunda olduğunu hatırlattı. Buna ek olarak, Wallis Savcılığı ile Roma Savcılığı’nın ortak bir soruşturma grubu kurmasının hukuken mümkün olduğu belirtildi. Bu tür ortak ekiplerin özellikle karmaşık dosyalarda sıkça kullanıldığı ifade edildi.
Yetkililere göre ortak bir soruşturma grubu, her adımda karşılıklı adli yardım talebi gerekliliğini ortadan kaldırarak süreci hızlandırabilir. Ancak iki ülkenin nasıl ilerleyeceği henüz net değil. Tüm taraflar, yangın felaketinin hızlı, şeffaf ve eksiksiz şekilde aydınlatılması gerektiği konusunda hemfikir.