Bazı kantonlar ise belirli uzmanlık alanlarında fazla yoğunluk olduğu durumlarda yeni doktor açılışlarını sınırlamaya başladı.
Genç doktorların seçtiği uzmanlık alanları ile toplumun gerçek ihtiyaçları arasında düzenli olarak bir uyumsuzluk görülüyor.
Tıp öğrencilerinin yolu çoğu zaman zorlu bir mücadeleye benziyor. Altı yıl süren tıp eğitiminde öğrenciler büyük ölçüde sınıflarda yoğun teorik bilgi alıyor; bu gerekli olsa da mesleğin gerçek yüzünü görmek için yeterli değil.
Fribourg ve Zürih gibi bazı şehirlerde aile hekimliğine daha fazla odaklanan bir eğitim modeli uygulanıyor. Ancak diğer yerlerde sahada geçirilen süre hâlâ oldukça sınırlı.
Müfredatta stajlar bulunsa da sayıları az ve genellikle 4. yıldan itibaren, çoğunlukla hastane ortamında gerçekleşiyor. Bu durum aile hekimleri tarafından sıkça eleştiriliyor.
CHUV’da (Lozan Üniversite Hastanesi) asistan doktor olan Yoshua Lenherr, eğitim sürecini anlatarak stajların geç başlamasının uyum sürecini zorlaştırdığını söylüyor. İlk yıllarda yalnızca kısa gözlem günleri olduğunu, gerçek anlamda klinik deneyimin ise ancak 6. yılda yoğunlaştığını ifade ediyor.
“Stajlar daha erken başlasa, farklı uzmanlıkları keşfetme fırsatımız olurdu. Pratiğin teoriye göre daha fazla olması doğru mu? Bunu söylemek zor,” diyor.
Sınırlı saha deneyimi nedeniyle birçok genç doktor, uzmanlık alanını eğitimden çok sonra belirleyebiliyor. Yoshua Lenherr de iç hastalıklarında yer bulamadığı için ortopediye başlamış, daha sonra acil, kardiyoloji, nefroloji ve göğüs hastalıkları gibi alanlarda rotasyon yaparken kardiyolojiye ilgisini keşfetmiş.
Bu durum, geç ve ağırlıklı olarak hastanelerde yapılan stajların gençleri aile hekimliğinden uzaklaştırabildiği görüşünü güçlendiriyor. Hastaneler operasyonlar, araştırmalar ve uzmanlaşmış bölümlerle daha çekici görünürken, aile hekimliği bu rekabette geri planda kalabiliyor.
Lozan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin direktörü ve CHUV’da iç hastalıkları profesörü olan Pierre-Alexandre Bart, teori ile pratiğin hâlâ yeterince uyumlu olmadığını belirterek “Bazı dersler fazla uzmanlaşmış, çok fazla detay içeriyor” diyor.
Üniversitede pilot bir proje yürütülüyor: Yaklaşık yirmi öğrenci sekiz öğleden sonrasını aile hekimi yanında geçiriyor. Ayrıca mentorluk ve koçluk programlarının genişletilmesi planlanıyor; öğrencilerin buna talebi giderek artıyor.
Aile hekimlerinin görev tanımı içinde eğitim verme yükümlülüğü olmadığı için, öğrencilerin sahada deneyim kazanmasını sağlayacak mentorluk her zaman mümkün olmuyor.
Buna rağmen ihtiyaç çok büyük. Unisanté Direktörü ve eski Vaud kantonu sağlık yetkilisi Karim Boubaker’e göre birçok aile hekimi günde 10–15 çağrı alarak yeni bir doktor arayan hastaların talebini karşılamaya çalışıyor. Bu sayı, yapılan nitel araştırmalardan elde edilen verilere dayanıyor.