Federal hükümetin hedeflerine göre yeni araçların yarısından fazlasının elektrikli olması gerekirken, oran yalnızca yüzde 34. Bu nedenle otomotiv sektörü, yüz milyonlarca franka ulaşabilecek bir ceza ödemek zorunda kalacak.
Auto‑Schweiz Başkanı Peter Grünenfelder, yaşanan durgunluğun sorumluluğunu açıkça federal politikalara yüklüyor. Ona göre sektörün değil, devletin hataları var. “Otomobil alımını kolaylaştıracak hiçbir teşvik yok. Aksine yeni vergiler gündemde, sıfır faizli leasing yasaklanmak isteniyor ve Bern’de her iki araçtan birinin elektrikli olması gerektiği düşünülüyor” diyor.
Grünenfelder, elektrikli araçların sürüş deneyimi açısından büyük avantaj sunduğunu kabul ediyor ancak bunun geniş kitleler için yeterli olmadığını belirtiyor. Özellikle kiracıların evlerinde şarj imkânı bulamaması, altyapı eksikliği ve yüksek elektrik fiyatları, e‑mobilitenin yaygınlaşmasını engelliyor. “Şarj altyapısını büyütmemiz ve elektrik fiyatlarını düşürmemiz gerekiyor. Enerji piyasasında acil bir yön değişikliği şart” ifadelerini kullanıyor.
2025’in en çok satan modelleri listesinde hem klasik hem elektrikli araçlar yer alıyor. VW Tiguan ve Tesla Model Y listenin başında. Buna rağmen İsviçre, Norveç gibi ülkelerin oldukça gerisinde. Norveç’te nüfusun yarısından fazlası elektrikli araç kullanırken, İsviçre’de bu dönüşüm daha yavaş ilerliyor. Grünenfelder, bunun sebebinin sektördeki isteksizlik değil, dönüşümün bir “kültürel değişim” olması olduğunu savunuyor.
Yeni araç satışları düşerken, ikinci el piyasası güç kazanıyor. Grünenfelder’e göre bu yalnızca fiyat meselesi değil. “Az kilometreli çok iyi ikinci el araçlar var, hem elektrikli hem de içten yanmalı. Bu alanda da orta vadede toparlanma bekliyorum” diyor.
Sektör temsilcilerine göre İsviçre otomotiv pazarı, siyasi kararlar, altyapı eksiklikleri ve ekonomik belirsizliklerin birleşimi nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Ancak doğru adımlar atılırsa toparlanmanın mümkün olduğu görüşü hâkim.