İsviçre ekonomisi 2026’ya istikrarlı göstergelerle girse de toplumda belirgin bir güvensizlik hissi var. ECO Talk programında konuşan İsviçre Sendikalar Birliği Başekonomisti Daniel Lampart ve Economiesuisse Başekonomisti Rudolf Minsch, ekonomik görünümün iki farklı yüzünü ortaya koyuyor: sağlam bir iç pazar ve zayıflayan tüketici güveni.
Sokak röportajları, birçok kişinin 2026’ya temkinli girdiğini gösteriyor. İnsanlar daha fazla tasarruf ediyor ya da artık birikim yapamadığını söylüyor. Bu durum, ekonominin temel direklerinden biri olan özel tüketim için kritik.
Lampart, tabloyu şöyle özetliyor: “Sağlık harcamaları hariç kişi başı tüketim düşüyor.”
Lampart’a göre İsviçre, uzun yıllardır görülmeyen bir reel gelir kaybı yaşıyor. Reel ücretler 2020 seviyesine gerilemiş durumda. Buna ek olarak:
hanehalklarının bütçesini zorluyor.
Minsch ise daha dengeli bir tablo çiziyor. Ona göre:
özel tüketimi ayakta tutuyor. Ancak büyüme sınırlı ve dinamizm zayıf.
Lampart ise bu büyümenin büyük ölçüde nüfus artışından kaynaklandığını, kişi başına düşen tüketimin artmadığını vurguluyor.
Ekonomik tahminler, 2026’da büyümenin yaklaşık %1 olacağını gösteriyor. İşsizlik oranının %3,1 seviyesine çıkması bekleniyor.
Minsch, işgücü piyasasında önemli bir yapısal değişime dikkat çekiyor: “Yeni işlerin %40’ı devlet ve devlet bağlantılı kurumlarda oluşuyor.” Bu durumun özel sektörü geri plana ittiğini belirtiyor.
Her iki ekonomist de gençlere üniversite eğitimi sırasında çalışmayı öneriyor. İş deneyimi, kariyer başlangıcında önemli bir avantaj sağlıyor.
Lampart, yaşlı çalışanların iş bulma sürecinde ciddi zorluk yaşadığını vurguluyor: “Bazıları için yeniden iş bulmak ürkütücü derecede zor.”
İsviçre ekonomisi 2026’ya krizsiz ama ivmesiz giriyor. Makro göstergeler istikrarı işaret ederken, birçok hanehalkı reel baskı altında. Ekonomi sağlam, fakat güven kırılgan.