Pusula Swiss
İspanya'da Filistin meselesi neden bu kadar önemli?
İspanya ve Filistin
İspanya'da Filistin meselesi neden bu kadar önemli?
İspanya’nın Filistin davasına verdiği destek, Arap ülkeleriyle olan uzun soluklu dostane ilişkilerin bir uzantısı olarak görülüyor. Elcano Kraliyet Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, İspanyol halkının yüzde 82’si İsrail’in Gazze’deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiriyor.

Geçtiğimiz günlerde Filistin yanlısı göstericiler, Vuelta bisiklet yarışında İsrail ekibinin varlığını protesto ederek organizasyonu durdurdu. Birçok etap yarıda kaldı, sporcular finişe ulaşamadan bisikletlerinden indi ve ödül töreni seyircisiz yapıldı. Aynı günlerde Başbakan Pedro Sanchez, Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle uluslararası müsabakalardan men edilmesini örnek göstererek İsrail’in de benzer şekilde dışlanabileceğini savundu. Ayrıca İsrail’e yönelik silah ambargosunun resmileştirilmesi, Gazze’ye insani yardımın artırılması ve İsrail ordusuna yakıt taşıyan gemilerin İspanyol limanlarından geçişinin yasaklanması gibi önerilerde bulundu.

Tarihsel arka plan

İspanya’nın Filistin’e yakın tutumu, II. Dünya Savaşı sonrası şekillenen diplomatik ilişkilerden kaynaklanıyor. Dönemin diktatörü Francisco Franco, savaş sonrası dönemde Batı dünyasından izole edilmişti. Bu yalnızlığı kırmak amacıyla Arap dünyasıyla yakın bağlar kurdu. İsrail’i tanımayı reddeden Franco, Arap ülkelerinin desteğini alarak hem enerji krizlerini aşmayı hem de Batı Sahra’daki gerginliklerde elini güçlendirmeyi hedefledi.

Franco’nun ölümünden sonra İspanya, Filistin ile ilişkilerini daha da geliştirdi. Başbakan Adolfo Suarez, 1979’da Yaser Arafat’ı kabul ederek Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) kapılarını açan ilk Avrupalı liderlerden biri oldu. O dönemde birçok ülke FKÖ’yü terör örgütü olarak görürken İspanya için bu olağan bir durumdu. İspanya, İsrail’le resmi diplomatik ilişkilerini ancak 1986’da kurdu ve bu sayede çatışmada arabulucu bir rol üstlendi.

Toplumsal ve kültürel bağlar

1960’larda eğitim için İspanya’ya gelen Filistinli öğrenciler, ülkede kalarak kök saldı. Bugün İspanya’da ekonomi ve ticaret gibi farklı alanlarda çalışan, entegre olmuş küçük ama etkin bir Filistin kökenli topluluk bulunuyor. Örneğin İspanya’nın Gençlik ve Çocuk Bakanı Sira Rego, Filistinli bir baba ile İspanyol bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Temmuz 2025’te açıklanan Elcano araştırmasına göre, İspanyolların yüzde 78’i Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanımasını destekliyor. Zaten İspanya, İrlanda ve Norveç ile birlikte 22 Mayıs 2024’te Filistin devletini tanıyan ülkeler arasına katıldı.

Uzmanlara göre hükümetin tavrı ile toplumun genel bakışı örtüşüyor. Nitekim İsrail’e silah satışının durdurulması çağrısı, yüzlerce sivil toplum kuruluşunun desteğini aldı. Ayrıca hem muhafazakâr Halk Partisi (PP) hem de Sosyalist Parti (PSOE), İsrail-Filistin meselesinin çözümünün bir Filistin devletinin kurulmasından geçtiği konusunda ortak görüşte.

Ancak Pedro Sanchez’in son dönemdeki Filistin yanlısı söylemleri iç siyasette tartışmalara yol açtı. PP hükümetin kararlarını muhalefet sorumluluğu gereği eleştirirken, aşırı sağcı Vox ise diğer Avrupa’daki benzer partiler gibi İsrail’den yana bir çizgide duruyor.

İspanyol dış politikası ve uluslararası imaj

Uzmanlar, İspanya’nın bu duruşunu uluslararası hukuka saygı ilkesine dayandırıyor. Ayrıca mevcut koalisyon hükümetindeki sol eğilimli partiler, Filistin konusundaki kararların doğrudan Başbakan’dan çıkmasına yol açıyor. Bu yaklaşım, İspanya’nın Akdeniz’de ve küresel Güney’de bağımsız ve tutarlı bir aktör olarak algılanmasını sağlıyor.

Fransa’nın eski Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin, Gazze’deki insani durum sorulduğunda “Bugün bu bölgede Avrupa’nın onurunu kim kurtarıyor? İspanya” ifadelerini kullanmıştı.

Sanchez’in politikaları aynı zamanda Avrupa Birliği’ndeki bölünmüşlüğü de gözler önüne seriyor. Almanya, Avusturya ve Çekya gibi ülkeler İsrail ile diyaloğu sürdürürken İspanya, hareketsiz kalan AB’ye karşı daha net bir duruş sergiliyor.

Antisemitizm konusu

Dikkat çeken noktalardan biri, İspanya’daki Filistin yanlısı hareketin antisemitizme dönüşmemiş olması. Elcano’nun anketi de bu ayrımı doğruluyor. Avrupa genelinde antisemitik olayların arttığı raporlanırken, İspanya’da Yahudiler ile İsrail politikaları arasında bilinçli bir ayrım yapılıyor. Uzmanlara göre bu yaklaşım, tartışmanın olgun bir seviyede yürütülmesine katkı sağlıyor.



Paylaş


Diğer Haberler