Protestoların ardından, gösterilerde yaşanan şiddet olayları ve iddialar gündemi karıştırdı.
Bauunternehmer Region Basel Başkanı Daniel Allemann, olayların bazı şantiyelerde kontrolden çıktığını savundu. Allemann, “Bazı yerlerde çalışmalarımızın sürdürülmesi engellendi. Hatta elektrik kabloları kesildi,” dedi. Özellikle Basel liman bölgesinde tansiyonun yükseldiğini belirten Allemann, “Birden fazla otobüs geldi. Yüzleri maskeli, sopalarla donanmış kişiler indi, çalışanları tehdit ettiler, araç lastiklerini kestiler, kabloları parçaladılar,” ifadelerini kullandı.
Olay yerinde bulunan bazı kişilerin, Unia ve Syna sendikalarının logolarını taşıyan şapkalar giydiği iddia edildi. İşveren birlikleri, bu durumla ilgili hukuki adımlar atmayı değerlendiriyor.
Sendika cephesinden ise bambaşka bir tablo çiziliyor. Unia sözcüsü Patrik Felber, işverenlerin gerçeği çarpıttığını öne sürerek, “Bize ulaşan bilgilere göre, bazı işçiler protestoya katılmamaları için yöneticileri tarafından baskı altına alınmış,” dedi.
Felber, hatta bazı şantiyelerde “çalışanların dinlenme alanlarına veya konteynerlere kilitlendiği” iddialarını dile getirdi. Felber’e göre, olaylarda görülen bazı kişiler Unia logolu kıyafetler giyse de, “sendika üyesi veya görevlisi” değildi.
Basel’deki gösteriler, Ekim ayı ortasında Tessin’de başlayan ulusal inşaat işçileri protesto dalgasının bir devamı. 20 Ekim’de Bellinzona’da başlayan eylemlerin ardından, geçtiğimiz hafta Lausanne’da yaklaşık 7000 işçi iş bırakmıştı.
Grevlerin nedeni, yaklaşık 80.000 inşaat işçisini kapsayan ulusal sözleşmenin bu yıl sona erecek olması.
Sendikalar ve işverenler arasındaki müzakereler beşinci turda da sonuçsuz kaldı.
Eğer taraflar anlaşamazsa, ülke çapında genel bir sektör grevi gündeme gelebilir.
Basel’de yaşanan olaylarla ilgili farklı anlatımlar, gerçeğin ne olduğuna dair tartışmaları alevlendirdi. Ancak hem işverenler hem sendikalar, bu tür şiddet ve provokasyonların, yürütülen müzakerelere zarar vereceği konusunda hemfikir.
Yeni sözleşme görüşmeleri önümüzdeki haftalarda devam edecek. Şimdilik ortada tek bir gerçek var: İnşaat sektöründeki huzursuzluk, İsviçre’nin dört bir yanında büyümeye devam ediyor.