Buna karşın gıda fiyatları Avrupa genelinde ülkelere göre ciddi farklılıklar gösteriyor. Eurostat tarafından yayımlanan gıda fiyat düzeyi endeksi, bu farkları karşılaştırmak açısından temel bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Söz konusu endeks, AB ortalamasındaki bir gıda sepetinin maliyetini 100 euro kabul ediyor ve aynı sepetin diğer ülkelerde kaça mal olduğunu ortaya koyuyor. Endeksin 100’ün üzerinde olması fiyatların AB ortalamasından yüksek, 100’ün altında olması ise daha düşük olduğunu gösteriyor.
Eurostat verilerine göre 2024 yılında, 36 Avrupa ülkesi arasında gıda fiyatlarının en düşük olduğu ülke Kuzey Makedonya oldu. Bu ülkede ortalama bir gıda sepeti 73 euroya mal olurken, bu rakam AB ortalamasının yaklaşık yüzde 27 altında kaldı.
Listenin diğer ucunda ise İsviçre yer aldı. İsviçre’de aynı gıda sepetinin maliyeti 161,1 euroya ulaşırken, fiyatlar AB ortalamasının yüzde 61,1 üzerine çıktı.
Kuzey Makedonya, Avrupa Birliği üyesi olmamakla birlikte aday ülke konumunda bulunuyor ve AB ile çeşitli ticaret anlaşmalarına sahip. İsviçre ise Avrupa Ekonomik Alanı’na dahil değil; AB ile ilişkilerini ikili anlaşmalar üzerinden sürdürüyor.
Avrupa Birliği ülkeleri arasında gıdanın en ucuz olduğu ülke Romanya olarak kayıtlara geçti. Romanya’da gıda sepeti 74,6 euro ile AB ortalamasının yüzde 25,4 altında yer aldı. Birlik içinde en pahalı ülke ise 125,7 euro ile Lüksemburg oldu; bu seviye AB ortalamasının yüzde 25,7 üzerine denk geliyor.
İsviçre’nin ardından Avrupa Serbest Ticaret Birliği’ne (EFTA) üye ülkeler de pahalı ülkeler arasında öne çıktı. İzlanda’da gıda sepeti 146,3 euro, Norveç’te ise 130,6 euro olarak hesaplandı.
EFTA ülkeleri AB üyesi olmamakla birlikte, ticaret ve pazar erişimi başta olmak üzere birçok alanda Birlik ile iş birliği yapıyor; buna karşın mevzuat ve politika alanlarında daha geniş ulusal yetkileri koruyor.
AB ortalamasına göre gıda fiyatlarının en az yüzde 10 daha yüksek olduğu ülkeler arasında Danimarka (119,3 euro), İrlanda (111,9), Fransa (111,5), Avusturya (110,9) ve Malta (110,9) bulunuyor.
Genel tablo, Güneydoğu Avrupa ve Batı Balkanlar’ın gıda fiyatlarının en düşük olduğu bölgeler olduğunu gösteriyor. Kuzey Makedonya ve Romanya’nın yanı sıra Türkiye’de gıda sepeti 75,7 euro olarak ölçülürken, Bosna-Hersek’te 82,5, Karadağ’da 82,6 ve Bulgaristan’da 87,1 euro seviyesinde kaldı.
Sırbistan (95,7) ve Arnavutluk (98,7) da AB ortalamasının altında kalan ülkeler arasında yer aldı.
AB’nin en büyük dört ekonomisinden İtalya’da (104) ve Almanya’da (102,9) gıda fiyatları ortalamanın üzerine çıkarken, İspanya’da 94,6 euro ile AB ortalamasının yüzde 5,4 altında seyretti.
Orta ve Doğu Avrupa’daki birçok ülkede Slovakya, Polonya, Çekya ve Macaristan dahil fiyatlar AB ortalamasına yakın ya da daha düşük düzeyde kalmaya devam ediyor. Batı Avrupa genel olarak daha pahalı olurken, İskandinav ülkeleri kıtanın en yüksek gıda fiyatlarına sahip bölgeleri arasında bulunuyor.
Tuscia Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ilaria Benedetti’ye göre ülkeler arasındaki fiyat farklarının temelinde üretim maliyetleri, tedarik zincirlerinin yapısı ve küresel şoklara açıklık gibi yapısal unsurlar yer alıyor.
Benedetti, pandemi süreci ve Rusya-Ukrayna savaşı sırasında özellikle küçük ve dışa açık ekonomilerde enerji ve tarımsal girdi maliyetlerindeki artışların fiyatlara daha hızlı yansıdığını vurguladı.
Bu farkların etkisinin, hanehalklarının gıdaya ayırmak zorunda kaldığı bütçe payına bağlı olduğunu belirten Benedetti, Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da birçok ülkede gıda harcamalarının toplam harcamaların yüzde 20’sinden fazlasını oluşturduğunu, yüksek gelirli ülkelerde ise bu oranın genellikle yüzde 12’nin altında kaldığını söyledi. Benedetti’ye göre aynı fiyat artışı, gelir seviyesi düşük ülkelerde çok daha ağır sonuçlar doğurabiliyor.
Trinity College Dublin’den Prof. Alan Matthews da gıda fiyatlarındaki farkların temel nedenlerinden birinin gelir ve ücret düzeyleri olduğunu belirtti. Danimarka ve İsviçre gibi ülkelerde yüksek ücretlerin, tarım, işleme ve perakende sektörlerindeki maliyetler yoluyla tüketici fiyatlarına yansıdığını ifade etti.
Matthews ayrıca, KDV başta olmak üzere vergi politikalarının da fiyatlar üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti. İrlanda gibi bazı ülkelerde gıdada düşük ya da sıfır KDV uygulanırken, Danimarka’da gıda ürünleri standart KDV oranına tabi tutuluyor.
Tüketici alışkanlıklarının da önemli bir faktör olduğunu belirten Matthews, Kuzey ve Batı Avrupa’da organik ve premium ürünlere yönelimin ve markalı ürün tercihinin fiyatları yukarı çektiğini söyledi.
Budapeşte Corvinus Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jeremiás Máté Balogh ise fiyat farklılıklarının, gelir düzeyiyle birlikte değerlendirildiğinde gıda güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguladı.
Balogh’a göre yüksek gelirli ülkeler, yüksek fiyatları daha kolay karşılayabilirken, Orta ve Doğu Avrupa’daki düşük gelirli haneler nominal fiyatlar daha düşük olsa bile bütçeleri üzerinde orantısız bir baskıyla karşılaşıyor.
Eurostat’ın gıda fiyat düzeyi endeksi hanehalkı gelirlerini hesaba katmadığı için, bu veriler satın alınabilirliği yansıtmıyor. Örneğin Danimarka’da gıda fiyatları yüksek olsa da, yüksek harcanabilir gelir sayesinde tüketiciler daha fazla ürün satın alabiliyor.