Sergi, mizahın yalnızca güldürmekle kalmadığını, aynı zamanda eleştirel düşüncenin ve demokratik tartışmanın güçlü bir aracı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Sergideki eserler arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın sıkça yer alması şaşırtıcı değil. Patrick Chappatte’in çiziminde Mark Zuckerberg’in Trump’ın ayakkabılarını cilalarken “like” demesi, teknoloji devleri ile siyasi güç arasındaki ilişkiye keskin bir gönderme yapıyor. Gabriel Giger’in Trump’ı papalık cübbesiyle resmettiği, yanında ise J.D. Vance’in Ku-Klux-Klan kapüşonunu taşıdığı karikatür, 2025’in ABD siyasetindeki gerilimli atmosferini çarpıcı bir sembolizmle aktarıyor.
Ancak sergi yalnızca ABD’ye odaklanmıyor. İsviçre–AB ilişkileri, UBS tartışmaları, iklim krizi, Sarkozy’nin cezaevi skandalı, Tempo 30 tartışmaları ve Blatten’deki heyelan gibi yerel ve küresel olaylar da karikatüristlerin merceğinden geçiyor.
Serginin dikkat çeken yönlerinden biri, çizerlerin kendi seçtikleri beşer eserle katılması. Bu yöntem, her sanatçının kendi yıl değerlendirmesini ortaya koymasına olanak tanıyor. Çalışmalar, Nebelspalter’den Petarde’ye, sol görüşten sağ görüşe kadar geniş bir politik yelpazeyi kapsıyor. Böylece sergi, İsviçre’de basın karikatürünün çeşitliliğini ve ifade özgürlüğünün gücünü görünür kılıyor.
Sergiyi organize eden çizer Stephan Lütolf (Cic), Batı İsviçre’de nüfusa oranla daha fazla karikatürist bulunmasını iki kültürel faktöre bağlıyor. Birincisi, Fransız devriminden bu yana süregelen güçlü eleştirel gelenek; ikincisi ise franko-belçika çizgi roman kültürünün bölgeye olan etkisi. Almanca konuşulan bölgelerde çizgi romanın uzun süre “hafif” bir tür olarak görülmesi, bu farkı daha da belirginleştiriyor.
Philippe Baumann’ın (Debuhme) Gazze savaşı sırasında İsviçre Federal Konseyi’nin pasifliğini eleştiren karikatürü, Swiss Cartoon Awards’ta ikinci sırayı aldı. Bu eser, karikatürün yalnızca mizah değil, aynı zamanda siyasi sorumluluk çağrısı olduğunu hatırlatıyor.
Swiss Cartoon Award’ın birincisi, Pierre-Olivier Comment’in (Pitch Comment) “Poutine teste l’OTAN” adlı çalışması oldu. Çizimde, NATO üyeleri bir masa etrafında otururken, üzerinde Putin’in yüzünü taşıyan bir eşekarısı masanın üzerinde dolaşıyor. Üyeler panikle “sakın kıpırdamayın, yoksa daha da saldırganlaşır” diyor.
Jüri, bu karikatürü “bir eşekarısı sokması kadar etkili” olarak nitelendiriyor. Putin’in geleneksel “ayı” metaforu yerine bir eşekarısı olarak resmedilmesi, hem beklenmedik hem de politik gerilimi ustalıkla özetleyen bir yaklaşım.
“Gezeichnet” sergisi, 2025’in olaylarını yalnızca hatırlatmakla kalmıyor; onları yeniden düşünmeye davet ediyor. Bazı çizimler kahkaha attırırken, bazıları rahatsız ediyor, bazıları ise acı bir tebessüm bırakıyor. Basın karikatürleri, karmaşık olayları birkaç çizgiyle özetleme gücü sayesinde, demokratik tartışmanın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor.
Sergi, mizahın yalnızca eğlence değil, aynı zamanda eleştiri, sorgulama ve toplumsal hafıza için güçlü bir araç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.