Uzmanlara göre, bu yükseliş sadece geçici bir dalgalanma değil, yeni bir dönemin başlangıcı. 30 yıl içinde bu kadar ani ve belirgin bir artış nadiren görülen bir olay.
Ocak 2025’te yürürlüğe giren yasal değişiklik sayesinde, artık kamu kurumları – örneğin belediyeler ve kantonlar – kendilerine borcu olan şirketleri doğrudan iflasa sürükleyebiliyor. Önceki sistemde yalnızca icra takibi yapılabiliyor, yeterli malvarlığı yoksa işlem sonuçsuz kalıyordu. Ancak yeni yasayla artık kamu alacaklıları da mahkemeye başvurarak iflas süreci başlatabiliyor.
İlk sonuçlar istatistiklere yansımaya başladı: Yalnızca Haziran ayında 1424 şirket iflas etti. Creditreform’un güncel tahminlerine göre 2025 sonuna kadar toplam 14.000 şirketin iflas etmesi bekleniyor – bu, şimdiye kadarki en yüksek sayı.
En fazla iflas inşaat sektöründe yaşanıyor (yüzde 21), onu ticaret (yüzde 18), firma hizmetleri (yüzde 18) ve gastronomi (yüzde 11) takip ediyor. Özellikle küçük işletmeler ve bireysel girişimler bu yeni sert ortamdan olumsuz etkileniyor.
Uzmanlar, birçok sektörde şirket kurmanın çok kolay olduğunu ve bunun da son yıllarda bir kuruluş patlamasına yol açtığını söylüyorlar. Ancak şimdi aynı hızda bir iflas dalgası geri dönüyor. Yeni yasanın amacı ise bu süreci daha şeffaf hale getirerek borç biriktiren firmaları erken safhada sistem dışına çekmek.