Federal hükümet, AB standartlarını benimseme niyetinde olsa da, siyasi tartışmalar tamamlanana kadar uygulamayı erteledi.
Son yıllarda İsviçre’de PFAS kirliliği sık sık gündeme geliyor. 2024’te St. Gallen Kantonu’nda bazı bölgelerde et satışları geçici olarak durdurulmuş, Zug Gölü’nden avlanan Egli ve Hecht balıklarının satışına izin verilmemişti. Hatta PFAS kalıntıları Matterhorn’da dahi tespit edilmişti. Tüm bu gelişmelere rağmen, AB’nin yeni düzenlemelerinin İsviçre’de yürürlüğe girişi ertelendi.
PFAS (Per- ve polifloroalkil maddeler), yıllardır endüstride kullanılan ve doğada zor bozunan kimyasallardan oluşan bir grup madde. Bu maddeler çevreye karışarak besin zinciri ve insan vücudunda tespit edilebiliyor. Araştırmalar, PFAS’ın fertilite üzerinde etkili olabileceğini, çocuklarda gelişim gecikmelerine yol açabileceğini ve bazı kanser türleri riskini artırabileceğini gösteriyor.
AB, Ocak 2026’dan itibaren 20 farklı PFAS için içme suyunda 0,1 mikrogram/litre sınır değerini zorunlu kılıyor. İsviçre’de ise şu anda yalnızca PFOS, PFHxS ve PFOA için sınır değerler bulunuyor. Federal hükümet, başlangıçta AB sınırlarını doğrudan uygulamayı planlamıştı; bu, daha fazla PFAS maddesini kapsayacak ve sınır değerleri daha da düşürecekti.
İsviçre Ständerat (Eyaletler Meclisi) Çevre Komisyonu’nun önerisi, ülkenin PFAS sınırlarını AB’den bağımsız şekilde belirlemesini öngörüyor. Önerge, her iki mecliste de prensip olarak kabul edildi, ancak Ständerat’ta daha fazla tartışma gerekiyor. Bu nedenle Federal Gıda Güvenliği ve Veterinerlik Dairesi (BLV), mevcut sınır değerlerde değişiklik yapılmayacağını açıkladı.
Komisyonun talebi, içme suyundaki PFAS sınırlarının gıda maddelerindeki limitlerle uyumlu olmasını hedefliyor. Buna göre İsviçre, AB’den daha katı standartlar uygulayabilir. Mitte Partisi’nden Ständerat Benedikt Würth, “PFAS sorununu çözmek zaman alıyor” diyerek dikkatli bir yaklaşımın önemini vurguluyor.
WWF İsviçre’den PFAS uzmanı Eva Goldmann, yalnızca üç PFAS maddesi yerine, su kalitesi için en riskli 20 PFAS için ortak sınır değer belirlemenin daha etkili olacağını belirtiyor. Su tedarikçileri ise, çoğu tesisin halihazırda AB sınırlarını sağladığını ve PFAS ile kirlenmiş bazı bölgelerde önlemler alındığını ifade ediyor.