Stratejinin tanıtımı Federal Konsey üyesi Elisabeth Baume-Schneider tarafından Basel’de düzenlenen bir basın toplantısıyla yapıldı.
Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre İsviçre nüfusunun yüzde 17’si son beş yılda ırkçı muameleye maruz kaldığını belirtiyor. Bu, yaklaşık 1.2 milyon kişi anlamına geliyor. Bu kişilerin günlük yaşamlarında iş bulmaktan ev kiralamaya, ekonomik fırsatlardan sağlık hizmetlerine erişime kadar birçok alanda dezavantaj yaşadığına dikkat çekiliyor.
Federal Konsey’in açıklamasında, “Irkçılığın sonuçları bireylerle sınırlı kalmıyor; ekonomik, sosyal ve toplumsal yapıyı da olumsuz etkiliyor” ifadeleri yer aldı. Yeni strateji, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (ICERD) ve Federal Anayasa kapsamında İsviçre’nin yükümlülüklerinin de bir gereği.
Federal Hükümet tarafından onaylanan ulusal strateji, ırkçılıkla mücadelede ortak bir çerçeve oluşturmayı amaçlayan dört temel eksenden oluşuyor:
Raşizm ve antisemitizmin görünür hâle gelmesi için düzenli ve bilimsel temelli bir ulusal izleme sistemi kurulacak.
Irkçılığa maruz kalan bireyler için hukuki destek ve danışmanlık mekanizmaları genişletilecek.
Okullar, kolluk kuvvetleri, sosyal hizmetler ve yerel yönetimler gibi kurumlar ırkçılık vakalarını tespit etmek ve müdahale etmek üzere eğitim ve araçlarla donatılacak.
STK’lar, gençlik girişimleri, kültürel projeler ve vatandaş inisiyatiflerinin daha aktif rol alması desteklenecek.
Baume-Schneider, “Irkçılık yalnızca bireysel bir sorun değildir; toplumsal bir yara. Bu strateji, kamu kurumlarının sorumluluklarını belirginleştirirken, toplumun her kesimini harekete geçmeyi amaçlıyor” dedi.
Strateji, Ulusal Rassismusmonitoring verileri, önceki programların değerlendirmeleri ve akademisyenler ile sivil toplum kuruluşlarından alınan uzman görüşlerine dayanıyor. Yapılan analizlerde İsviçre’de kamuoyunun farkındalığının son yıllarda artması olumlu bir gelişme olarak görülse de, koordinasyon eksikliği, zayıf veri altyapısı ve yapısal ırkçılığın tanınmaması gibi alanlarda hâlâ önemli boşluklar bulunduğu belirtiliyor.
Stratejinin uygulaması 2026 yılında başlayacak. Federal Hükümet’e bağlı Irkçılıkla Mücadele Birimi (FRB), kantonlar, belediyeler ve sivil toplum ile birlikte somut bir eylem planı hazırlayacak. Bu süreç, uzmanlardan oluşan bir komite tarafından izlenecek ve düzenli değerlendirme raporları hazırlanacak. İlk ara rapor 2028 yılında Federal Konsey’e sunulacak.
Baume-Schneider, “Bu uzun vadeli, sürdürülebilir ve kurumsal bir mücadele. Irkçılıkla mücadele bir siyasi tercihten öte, demokratik toplumun temel bir gereğidir” diye vurguladı.