Rapora göre, yeni bir nükleer santralin yalnızca planlama aşaması bile yaklaşık 100 milyon İsviçre frangına mal oluyor. Üstelik bu süreç 7 ila 10 yıl sürebilir. Ancak bu yatırımın sonunda santralin gerçekten inşa edileceğinin hiçbir garantisi yok.
Çünkü İsviçre’de nükleer enerji gibi büyük projeler doğrudan halk oylamasına sunuluyor. Eğer seçmenler projeye “hayır” derse, yapılan tüm harcamalar boşa gidebilir.
Bu belirsizlik nedeniyle Axpo, özel sektörün tek başına bu riski üstlenemeyeceğini savunuyor. Şirket, daha planlama aşamasında bile devletin finansal güvence sağlaması gerektiğini belirtiyor.
Öneriler arasında:
gibi seçenekler bulunuyor.
Bu öneri siyasette büyük tartışma yarattı.
Nükleer enerjiyi destekleyen kesimler, devlet desteğinin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Onlara göre hiçbir enerji yatırımı zaten kamu katkısı olmadan gerçekleşmiyor ve uzun vadede nükleer enerji ekonomik olarak avantajlı olabilir.
Buna karşı çıkanlar ise farklı düşünüyor. Eleştirmenlere göre devletin devreye girmesi, yüksek riskli bir projenin yükünü vergi mükelleflerine devretmek anlamına geliyor. Ayrıca bu durum, nükleer enerjinin ekonomik olarak ne kadar riskli olduğunun da bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
İsviçre’de önümüzdeki dönemde nükleer enerjiye dönüş konusunda bir referandum yapılması bekleniyor. Bu oylama, ülkenin enerji geleceğini doğrudan belirleyecek.
Sonuç olarak tablo net:
Nükleer enerji geri dönebilir, ama bedeli ve riski büyük.
Devletin bu yükü üstlenip üstlenmeyeceği ise siyasi mücadelenin en sıcak başlıklarından biri olmaya devam edecek.