
Ülke tarihinin en büyük trajedilerinden biri olarak kayıtlara geçen olayda, bar sahiplerinin yasal sorumluluklarını yerine getirmediği, yangına karşı yeterli önlemlerin alınmadığı, reşit olmayan kişilerin mekâna kabul edildiği ve bu kişilere denetimsiz şekilde alkol satıldığı yönündeki iddialar kamuoyunda yoğun tartışmalara neden oldu.
Yetkililer, hayatını kaybeden 40 kişinin tamamının kimliklerinin tespit edildiğini ve cenazelerin ailelerine teslim edildiğini açıklarken, olay yalnızca İsviçre’de değil, Avrupa genelinde de yankı uyandırdı.
Valais Kantonu Başsavcılığı, yangının çıktığı barın işletmecilerine yönelik cezai soruşturma başlatıldığını duyurdu. Başsavcı Beatrice Pilloud, iki işletmeci hakkında kasten öldürme, ihmal sonucu yaralama ve ihmal sonucu kundaklama suçlamalarıyla adli süreç başlatıldığını bildirdi.
Pilloud, şüphelerin bulunduğunu ancak masumiyet karinesinin geçerli olduğunu vurgulayarak, belediyenin yangın güvenliği denetim raporlarının savcılık tarafından incelendiğini söyledi. İşletmecilerin tutuklanmaması kamuoyunda tepkiyle karşılanırken, savcılığın Fransız uyruklu çiftin kaçma riski bulunmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldığı belirtildi.
Fransız Le Parisien gazetesi ise bar müdürünün yaklaşık 20 yıl önce Fransa’da dolandırıcılık ve fuhuş suçlarından hapis cezası aldığını yazdı.
Ölenler arasında çok sayıda reşit olmayan genç bulunuyor
Yangında hayatını kaybedenlerin yaşlarının 14 ile 39 arasında değiştiği, kurbanlar arasında çok sayıda 18 yaş altı bireyin bulunduğu bildirildi. Çocuk yaştaki kişilerin eğlence mekânına alınması ve bu kişilere alkol satılması, olayın en çok eleştirilen yönlerinden biri oldu.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, alkolün de etkisiyle eğlenen kişilerin yangının hızla yayılacağını öngöremediği ve bu nedenle kaçışta gecikildiği görülüyor.
İsviçre’de alkol tüketimine ilişkin yasal düzenlemelere göre, hafif alkollü içeceklerin satış yaşı 16, sert içkilerin ise 18 olarak belirlenmiş durumda. Bu nedenle hem mekâna reşit olmayanların alınması hem de alkol satışı soruşturmanın kapsamının genişletilmesi yönünde kamuoyu baskısı oluşturdu.
Yanıcı malzeme ve kapalı acil çıkış iddiaları
Yangının ardından barın iç yapısı, kullanılan ses yalıtım malzemeleri ve yangın güvenliği tedbirleri de mercek altına alındı. Yapının eski katlarının kullanımda olduğu ve bu bölümlerdeki çıkışların güvenlik standartlarına uygun olmadığı tespit edildi.
İsviçre basını, görüntülerde hızla tutuştuğu görülen ses yalıtım panellerine dikkat çekerken, Almanca yayın yapan Neue Zürcher Zeitung (NZZ), kullanılan malzemenin ucuz ve son derece yanıcı olabileceğini yazdı.
Uzmanlar, fotoğraflar üzerinden yaptıkları değerlendirmelerde yalıtımın doğru şekilde monte edilmediğini belirtirken, Başsavcı Pilloud da kullanılan malzemenin standartlara uygun olup olmadığının soruşturma kapsamında incelendiğini açıkladı.
Mekândaki tek bilinen kaçış yolunun merdivenler olduğu ifade edilirken, düzenli müşterilerden biri acil çıkışın sigara içme odasında gizlendiğini ve bir kanepeyle kapatıldığını öne sürdü. Bu hayati güvenlik açığının da adli makamlar tarafından araştırıldığı bildirildi.
Denetim süreci de tartışma konusu
Yangın denetimlerinden sorumlu belediye, mekânın denetlendiğini açıklasa da, böylesine ağır sonuçlar doğuran bir olayın yaşanması denetim sürecine dair soru işaretlerini artırdı.
Uzmanlara göre, güvenlik standartları ve denetimleriyle bilinen İsviçre’de bu çapta bir facianın meydana gelmesi, sistemde ciddi aksaklıklar olduğuna işaret ediyor.
İşletmeci, son 10 yılda yalnızca üç kez denetlendiklerini ve herhangi bir sorun tespit edilmediğini iddia ederken, Crans-Montana Belediye Başkanı Nicolas Feraud’un “yangın denetimleri yılda bir ya da iki yılda bir yapılır” açıklaması, bazı işletme sahiplerinin “yıllardır denetim yapılmadığı” yönündeki ifadeleriyle çelişti.
Yangın sırasında çalışanların müziği durdurmaması ve mekânı hızla tahliye etmemesi de ölü sayısının artmasında önemli bir etken olarak değerlendiriliyor.
Başsavcı Pilloud, bu kadar çok kişinin hayatını kaybettiği ve yaralandığı bir olayda her şeyin yolunda gittiğinin söylenemeyeceğini belirterek, soruşturmanın tüm ihmalleri ortaya koymak zorunda olduğunu ve sürecin zaman alacağını ifade etti.
“Crans-Montana öncesi ve sonrası olacak”
İsviçre Konfederasyonu Başkanı Guy Parmelin, kamu yayıncılarına verdiği röportajda, yaşanan facianın ardından tüm yangın güvenliği düzenlemelerinin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Parmelin, bugüne kadar yangın güvenliği kurallarının fazla bürokratik olduğu yönünde eleştiriler duyduğunu hatırlatarak, kuralların uzmanlar tarafından belirlenmesi ve kantonlarca eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı.
Parmelin, “Gençlerin hayatını kaybettiği böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum. Crans-Montana’dan önce ve sonra diye bir dönem olacağına inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Yangının başlangıcı
Valais Kantonu’na bağlı Crans-Montana’da yılbaşı kutlamaları sırasında çıkan yangında 40 kişinin hayatını kaybettiği, çoğu ağır olmak üzere 119 kişinin yaralandığı açıklanmıştı. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise ölü sayısını 47 olarak duyurmuştu.
Yetkililer yangının çıkış nedenini araştırmayı sürdürürken, görgü tanıkları yangının şampanya şişelerine takılan maytaplı mumlardan kaynaklanmış olabileceğini ileri sürdü.
Yoğun bakımların dolması nedeniyle çok sayıda yaralı çevre ülkelerdeki hastanelere sevk edilmişti.












