Pusula Swiss
Aargau’daki psikiyatri kliniğinde ölüm: Eski yöneticiler hakim karşısında
Otizmli gence ne oldu?
Aargau’daki psikiyatri kliniğinde ölüm: Eski yöneticiler hakim karşısında
Aargau kantonundaki Königsfelden Psikiyatri Kliniği’nde 2021 yılında hayatını kaybeden 18 yaşındaki otizmli bir hastanın ölümü, dört yıl sonra yeniden gündemde. Brugg Bölge Mahkemesi’nde başlayan dava, iki eski üst düzey klinik çalışanının ağır suçlamalarla yargılanmasına sahne oluyor.

Savcılık, bir eski başhekim yardımcısını kasten öldürme, dönemin sorumlu başhekimini ise taksirle öldürme suçlamasıyla mahkemeye çıkardı.

Olayın başlangıcı: Gönüllü yatıştan zorunlu yatışa

Genç hasta, Kasım 2020’de davranışsal sorunları nedeniyle Königsfelden Kliniği’ne kendi isteğiyle başvurdu. Ancak iki hafta sonra, otizmle ilişkili zorlayıcı davranışlar ve kendine zarar verme riski gerekçe gösterilerek zorunlu tıbbi yatış kararı alındı. Bu süreçte hem kendisine hem çevresine yönelik agresif davranışlar sergilemesi üzerine izolasyon odasına alındı.

İzolasyonun ilk günlerinde durumu kontrol altındaydı. Ancak haftalar geçtikçe davranışları ağırlaştı. 23 Aralık’tan itibaren personel, gencin dakikalar içinde defalarca kendini geriye doğru yere bıraktığını kaydetti. Bu davranış, günler boyunca devam etti.

30 gün izolasyon: insan hakları ihlali iddiası

Humanrights adlı sivil toplum kuruluşu, aileye destek vererek olayın aydınlatılması için çalışıyor. Kuruluş, genç hastanın 30 gün boyunca izolasyon odasında tutulmasını, çocuk ve genç psikiyatrisi raporlarında açıkça “yüksek hareket ihtiyacı ve düzenli yürüyüş gereksinimi” belirtilmesine rağmen uygulanmış bir yöntem olarak eleştiriyor.

Kuruluşun açıklamasına göre:

  • Personel, hastanın günlerce kendine zarar vermesini izlemek zorunda kaldı.
  • Hastanın hastaneye sevki ancak komaya girdikten sonra gerçekleşti.
  • Bu durumun, özgürlüğün gereksiz ve aşırı kısıtlanması anlamına geldiği savunuluyor.

Ölüm anı: Geç müdahale iddiası

İzolasyonun 30. gününde bir hemşire, genci odasında bilinçsiz halde buldu. Helikopterle Zürih Üniversite Hastanesi’ne kaldırılan genç, burada çoklu kafa travması nedeniyle hayatını kaybetti. Travmaların, haftalar boyunca tekrarlanan düşmelerden kaynaklandığı belirlendi.

Mahkemede kritik sorular: Düşmeler önlenebilir miydi?

Davanın merkezinde şu soru var:
Klinik çalışanları, hastanın ölümünü önleyebilir miydi?

Zürih Üniversite Psikiyatri Kliniği’nden bir uzman, mahkemede verdiği ifadede önemli noktalara dikkat çekti:

  • Bir hastanın bu kadar uzun süre izolasyonda tutulması olağan dışı.
  • Personelin, hastanın düşmelerini engellemek için daha aktif önlem alması gerektiği belirtildi.
  • Sorumlu başhekim, 1:1 birebir gözetim talimatı vermiş olsa da, bu talimatın üst düzey hekim tarafından uygulanmadığı ifade edildi.
  • Personel eksikliği ve hastanın davranışlarının kontrolünün zorluğu, uygulamada ciddi sorunlara yol açtı.

Bazı dönemlerde genç hasta yalnızca kapıdaki gözetleme deliğinden izlenmişti. Kayıtlara göre bir 15 dakikalık sürede:

  • 9 kez geriye doğru düşme,
  • 3 kez çömelme pozisyonundan düşme,
  • 6 kez yatak kenarından düşme

gerçekleşti. Uzman, bu seviyede risk içeren davranışların yalnızca uzaktan izlenmesinin yetersiz olduğunu vurguladı.

Personelin uyarıları dikkate alınmadı mı?

Duruşmada ifade veren hemşirelerden biri, iki sanığı e-posta ile hastanın durumunun “dayanılmaz” hale geldiği konusunda uyardığını söyledi. Savcılık, bu uyarıların yeterince ciddiye alınmadığını savunuyor.

Dava süreci devam ediyor

Brugg’daki dava birkaç gün sürecek. Kararın cuma günü açıklanması bekleniyor. Davanın sonucu, İsviçre’de psikiyatrik bakımda izolasyon uygulamalarının sınırları ve sorumluluk mekanizmaları açısından önemli bir emsal oluşturabilir.



Paylaş


Diğer Haberler