Komiteye göre, AB ile yapılacak anlaşmalar İsviçre’yi fiili bir “pasif üyelik” konumuna sokabilir. Özellikle AB yasalarının dinamik şekilde üstlenilmesi ve Avrupa Adalet Divanı’nın ihtilaflarda yetki sahibi olması, doğrudan demokrasiyi sınırlayacağı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Girişimin öncülerinden Marcel Erni, Bern’de yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Tam da bu jeopolitik fırtınalı dönemde, başımızın üzerinden karar verilmemesi çok önemlidir.”
Komite, bu tür anlaşmaların “önemli yasal düzenlemelerin devralınmasını” içerdiğini ve dolayısıyla mutlaka Ständemehr şartına bağlanması gerektiğini savunuyor.
Federal Konsey (Bundesrat), AB anlaşmaları için yalnızca halkın çoğunluğunun (“Volksmehr”) yeterli olması gerektiğini öneriyor. Ancak Kompass Girişimi buna karşı çıkıyor. Girişim, milyarder Alfred Gantner’in de desteğiyle, 11 ayda 140 bin imza toplayarak federal makamlara teslim etti.
Şimdi sırada Federal Konsey ve parlamentonun girişime dair resmi görüşünü açıklaması var. Komite, oylamanın mümkün olan en kısa sürede, hatta AB anlaşmaları için yapılacak halk oylamasından önce gerçekleştirilmesini istiyor.
Ancak bundan sonraki takvimi belirleyecek olan, girişim sahipleri değil, Federal Konsey ve parlamento olacak. Girişimciler ise “taktiksel oyunlara” izin verilmemesi gerektiğini söylüyor.
İsviçre ile AB arasında yeni müzakereler kapsamında gündeme gelen düzenlemeler; işgücü koruma önlemleri, ücret seviyelerinin korunması ve göçün olumsuz etkilerini azaltabilecek koruma maddeleri içeriyor. Ancak yine de, anlaşmaların İsviçre’nin bağımsızlığı ve doğrudan demokrasisi açısından ciddi tartışmalara yol açtığı görülüyor.