Madde henüz ne İsviçre’de ne de Avrupa Birliği’nde düzenlemelere tabi değil. Uzmanlara göre TFA’nın canlıların üreme sistemi üzerinde etkili olabileceğine dair ciddi endişeler bulunuyor.
RTS’nin On en parle, A bon entendeur programları ve Bon à Savoir dergisinin ortak araştırması kapsamında, 2023 yılına ait 16 şarap şişesi ile Lidl, Migros, Aldi ve Coop marketlerinden alınan 12 taze ekmek laboratuvar analizine tabi tutuldu. Sonuçlar çarpıcı: Tüm örneklerde TFA tespit edildi, hatta “organik” etiketli ürünlerde dahi kalıntılar vardı.
Şarap örneklerinde kilogram başına 11 ila 150 mikrogram, ortalama 58 mikrogram TFA bulundu. Ekmeklerde ise bu değer 29 ila 130 mikrogram, ortalama 69 mikrogram oldu. Bu miktarlar Avrupa’daki ürünlerde tespit edilen seviyelerden ortalama %50 daha düşük olsa da, örneğin musluk suyundaki kirlilik oranı olan 0,8 mikrogram/litre ile kıyaslandığında oldukça yüksek.
Federal Gıda Güvenliği Ofisi (OSAV), konuyla ilgili olarak uluslararası gelişmeleri – özellikle Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü’nün olası düzenlemelerini – beklediklerini açıkladı. İsviçre Bağcılık Birliği de “birçok potansiyel kirlilik kaynağı olduğu” gerekçesiyle daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtti ve İsviçre şaraplarının hâlen gıda güvenliği standartlarına uygun olduğunu vurguladı.
İsviçre Tahıl Endüstrisi Birliği Swiss Granum ise ekmekte TFA bulunduğuna dair bir bilgiye sahip olmadıklarını açıkladı ve “yeterli veri ve bilgi eksikliği” nedeniyle şimdilik herhangi bir önlem planlamadıklarını duyurdu.
TFA’nın insan sağlığı üzerindeki etkilerini kesin olarak ortaya koymak için geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç var. Ancak İsviçre hükümeti kısa süre önce bu konuda planlanan büyük bir araştırmanın finansmanını iptal etti. Bu durum, uzmanlara göre ülkeye özgü verilerin toplanmasını zorlaştırıyor.
Valais kantonu kimyageri Linda Bapst, şu anki ölçümlere göre günlük bir dilim ekmek tüketmenin Almanya’daki kabul edilen sınırların yaklaşık 180’de biri kadar bir maruziyet oluşturduğunu belirterek acil bir tehlike olmadığını söyledi. Yine de “bilimsel verilerin eksikliği nedeniyle risklerin net olarak belirlenemediğini” vurguladı ve AB ile OSAV’ın bekleme yaklaşımını “anlaşılır ama sınırlı süreli” buldu.
Lausanne Üniversitesi’nden Murielle Bochud ise hayvan deneylerinde TFA’nın doğum kusurları ve üreme bozuklukları ile ilişkilendirildiğini hatırlatarak, insanlarda da benzer etkilerin görülebileceği uyarısında bulundu. Avrupa Kimyasallar Ajansı da kısa süre önce TFA’nın “üreme için potansiyel olarak toksik” olarak sınıflandırılmasını önerdi.
Uzmanlara göre hamile kadınlar ve küçük çocuklar için risk daha yüksek olabilir. Ancak net sonuçlara ulaşmak için Avrupa genelinde kapsamlı ve bölgesel farklılıkları dikkate alan bilimsel araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.