İsviçre finans dünyasında endişe
İsviçre finans dünyasında endişe
İsviçre’nin en büyük bankası UBS’in merkezini ABD’ye taşımayı düşündüğü iddiası, ülkenin finans sektöründe adeta deprem etkisi yarattı.

İsviçre’nin finans sisteminin “amiral gemisi” olarak görülen bankanın olası ayrılığı, sektör temsilcileri tarafından “büyük bir kayıp” olarak değerlendiriliyor.

İsviçre’de 42 bin kişiye istihdam sağlayan UBS, ülke ekonomisinin ve finans dünyasının en önemli aktörlerinden biri konumunda. Bankanın merkezini ABD’ye taşıma ihtimali, sektör çalışanları arasında büyük endişe yaratıyor. İsviçreli bankacılar, siyasi otoritelerin böyle bir taşınmaya izin verme ihtimalini “şok edici” olarak nitelendiriyor.

UBS’nin bu adımı atmasının arkasında, Federal Konsey’in hazırladığı yeni bankacılık düzenlemeleri olduğu öne sürülüyor. Özellikle “batamayacak kadar büyük” olarak sınıflandırılan bankalar için öngörülen sermaye artırımı yükümlülüğü, UBS’nin tepkisini çekiyor. New York Post’un haberine göre banka yöneticileri, ABD’deki siyasi çevrelerle temasa geçti bile.

"UBS sadece bir banka değil, İsviçre’nin sembolü"

UBS’nin olası ayrılığı, sadece finans çevrelerinde değil, ülkenin ekonomik itibarını dünyaya pazarlayan danışmanlar arasında da derin kaygılara yol açtı. UBS’nin eski yöneticilerinden ve bugün Cenevre merkezli Probus Pléion şirketinde ortak olan Lorenzo Romano, “UBS sadece bir banka değil, İsviçre finans dünyasının bir ayağı. Onu kaybetmek itibar, etki ve istihdam açısından büyük bir darbe olur” diyor.

İmaj ve güven riski büyüyor

Credit Suisse’in çöküşünün ardından UBS’nin de ülkeyi terk etme olasılığı, müşteri güveni açısından da ciddi tehdit oluşturuyor. Bankacılar, uluslararası yatırımcıların “İsviçre’de bir sorun var” düşüncesine kapılmasından endişeli.

Bern yönetimine öfke artıyor

Bankacılar, hükümetin sektörü yeterince desteklemediğini düşünüyor. Avukat Carlo Lombardini, “Yabancı bankalar İsviçre pazarından çekiliyor, AB de yeni düzenlemelerle erişimi zorlaştırmaya hazırlanıyor. Buna rağmen hükümet bu durumu yönetemiyor” diyerek eleştirilerini dile getiriyor.

Cenevre Finans Merkezi Vakfı Direktörü Edouard Cuendet ise UBS’nin olası ayrılığının etkilerinin sadece finans sektörüyle sınırlı kalmayacağını vurguluyor: “UBS’in çekilmesi, sadece Cenevre finans merkezi için değil, tüm kanton ekonomisi ve ülke için bir tehdit. Özellikle ihracat yapan firmalar karmaşık uluslararası kredilere ihtiyaç duyuyor ve UBS bu anlamda hayati bir rol oynuyor.”

İsviçre finans sisteminin en güçlü kurumu olan UBS’in geleceği hakkındaki belirsizlik sürerken, sektör temsilcileri hükümetin adımlarını yakından izliyor. Bankanın kararının, yalnızca İsviçre finans piyasası değil, ülke ekonomisinin bütünü üzerinde de derin etkiler yaratacağı belirtiliyor.



Paylaş


Diğer Haberler