İsviçre ise ikili anlaşmalar sayesinde bu yeni sistemin dışında kalmayacak; İsviçre’de üretilen sanayi parçaları “Avrupa üretimi” olarak kabul edilecek.
AB’nin hedefi, elektrikli otobüslerden yenilenebilir enerji projelerine kadar birçok alanda Avrupa üretimini zorunlu kılmak. Buna göre:
Bu adımlar, Avrupa sanayisinin değer üretim payını yeniden %20 seviyesine çıkarmayı hedefliyor.
AB Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné, bu düzenlemenin “küçük bir değişiklik değil, yeni bir doktrin” olduğunu vurguluyor. Komisyon içinde bile aylar süren tartışmalar yaşandı. Bazı üye ülkeler, bu tür korumacı adımların serbest piyasa ilkeleriyle çeliştiğini savunuyor.
Séjourné ise diğer büyük ekonomik blokların benzer politikaları yıllardır uyguladığını hatırlatarak, Avrupa’nın geç kaldığını söylüyor.
İsviçre, 1999 tarihli İkili Anlaşmalar I kapsamında AB ile kamu alımları anlaşmasına sahip olduğu için, yeni düzenlemede “Avrupa ortağı” statüsünde değerlendiriliyor. Bu nedenle:
Bu durum, özellikle İsviçre’nin güçlü olduğu makine, elektronik ve yüksek hassasiyetli üretim alanları için büyük bir avantaj sağlıyor.
Yeni yasa, fiilen “AB sanayisini Çin’in baskın konumuna karşı koruma yasası” olarak görülüyor. Özellikle batarya teknolojileri, elektrikli araçlar ve güneş paneli üretiminde Çin’in küresel hakimiyeti, AB’yi daha korumacı bir çizgiye itmiş durumda.