ABD’nin uluslararası hukuka bağlı hareket edip etmeyeceğine ilişkin bir soruya yanıt veren Trump, ülkesinin ulusal çıkarlarını esas aldığını vurguladı. Küresel ölçekte yetkilerinin bir sınırı olup olmadığı sorulduğunda ise, “Evet, var. O da kendi ahlakım ve kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey budur. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.” ifadelerini kullandı.
Trump, amacının insanlara ya da başka ülkelere zarar vermek olmadığını dile getirerek, uluslararası hukuka uyum konusunun bu hukukun nasıl tanımlandığına bağlı olduğunu savundu. Yönetiminin bu kurallara uyup uymayacağı sorulduğunda “Uyarız” yanıtını veren Trump, ancak ABD’yi kısıtlayan hukuki durumlar söz konusu olduğunda nihai kararın kendisine ait olacağını açıkça ifade etti.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinen Trump, Avrupa’nın güvenliği ve NATO’ya olan bağlılığını yineledi. Bu alanda başarılı bir performans sergilediğini savunan Trump, “Ben olmasaydım Rusya şu anda Ukrayna’nın tamamına sahip olurdu.” dedi.
NATO ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasında da kendi rolünün belirleyici olduğunu ileri süren Trump, Avrupa’nın güvenliğine katkı sağladığını dile getirdi.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun askeri bir operasyonla Caracas’taki konutundan alınması gerektiğini savunan Trump, bu ülkenin ABD’ye suçlular ve büyük miktarda uyuşturucu gönderdiğini iddia etti.
ABD’nin Venezuela’daki varlığının ne kadar süreceğine ilişkin net bir zaman vermekten kaçınan Trump, bu nüfuzun “uzun yıllar” devam edebileceğini belirterek, “Bunu zaman gösterecek.” dedi.
ABD-Venezuela ilişkileri ile Çin-Tayvan ilişkilerinin kıyaslanamayacağını savunan Trump, Venezuela’yı “gerçek bir tehdit” olarak tanımladı. Tayvan için ise Çin’e yönelik suç ve uyuşturucu akışı ya da kitlesel göç gibi sorunların yaşanmadığını ifade etti.
Trump ayrıca, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Tayvan’a askeri bir müdahalede bulunmasını beklemediğini belirterek, “Umarım böyle bir şey olmaz.” diye konuştu.
“Grönland’ı almak mı yoksa NATO’yu bir arada tutmak mı daha öncelikli?” sorusuna net bir yanıt vermeyen Trump, iki seçenek arasında tercih yapabileceğini söyledi. Ancak Grönland’ın ABD açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Grönland’a sahip olmak çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda ise konut piyasasına ilişkin yeni bir adım attığını duyurdu. Eski Başkan Joe Biden’ı konut sektörünü ihmal etmekle eleştiren Trump, kendi yönetiminin bu alana özel önem verdiğini belirtti.
Fannie Mae ve Freddie Mac’i ilk başkanlık döneminde satmamayı tercih ettiğini hatırlatan Trump, bu kararın uzman görüşlerine aykırı olmasına rağmen doğru çıktığını savundu. Bu kuruluşların bugün yaklaşık 200 milyar dolar nakit varlığa sahip olduğunu ifade eden Trump, temsilcilerine 200 milyar dolarlık ipotekli tahvil alımı talimatı verdiğini açıkladı.
Trump, bu hamlenin mortgage faizlerini ve aylık ödemeleri düşüreceğini, ev sahibi olmayı daha ulaşılabilir hale getireceğini ileri sürdü.