
Gazeteciliğe 2003 yılında Türkiye'nin prestijli haber kanallarından CNN Türk’ te başladım. Daha sonrasında Türkiye’de ana akım medyanın en güçlü haber kanalı Habertürk Tv’ de yaklaşık 12 yıl çalıştım. Sonrasında yeni haber kanalı TV100’ü kuran ekibin içinde yer aldım. Deyim yerindeyse suya yazı yazarak, saniyelerle yarışarak bu mesleği icra ettim. Yıllar içinde kazandığım deneyimler beni güçlü bir haberci yaptı. 2022’den bu yana serüvenime İsviçre' de devam ediyorum. Buraya gelirken dinlenmek ve dinginleşmek istesem de içimdeki habercilik tutkusu hiç sönmedi ve yeniden canlandı. Farklı kültürler ve bakış açıları arasında geçirdiğim bu süreç, bana her iki dünyanın da ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Şimdi, Pusula Swiss'in bu kıymetli köşesinde sizlerle sıkça buluşarak, bazen hayata dair, bazen de gündemdeki önemli gelişmelerle ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.
Gündem deyince bir anda aklıma dünya gündeminin üzerimizde yarattığı stres geldi. İlk yazımın konusunu da bu şekilde belirlemiş oldum.
Stres, hepimizin muzdarip olduğu bir konu. Bazen içinden çıkamadığımız büyük bir problem, bazen de küçücük bir olay strese neden olabiliyor. Bizzat kendi sıkıntılarımız olduğu gibi, kimi zaman gazetede okuduğumuz veya televizyondan izlediğimiz bir haber bile üzerimizde büyük stres yaratabilir. Ben stresin her zaman zararlı olmadığı görüşündeyim. Stresi kontrol edebildiğimiz noktada faydasını görebiliriz. Örneğin kontrol edebildiğimiz bir sınav stresi bizi başarıya götürebilir. Ama, kontrol edilemeyen stresin ise zarar verdiğini hepimiz biliyoruz. Hayatın belirli bir temposu vardır ve biz genellikle bu tempoya ayak uydurmaya çalışırız. Bunun aksine nerede hızlanıp nerede yavaşlayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Doğanın hız ve ritmine uygun davranabilirsek stresimizi yönetebiliriz demektir.
Peki, stresle nasıl başa çıkabileceğimizi biliyor muyuz?
Stresi sorgulamak, onunla başa çıkmak için atılacak ilk adımdır. Öncelikle strese neden olan etkenleri belirlememiz gerekir. Sınav baskısı, yoğun iş yükü veya akademik beklentiler, aile içinde yaşadığımız problemler, çatışmalı arkadaşlıklar, duygusal ilişkilerdeki sorunlar, ekonomik koşullar, sağlık sorunları ve geleceğe dair belirsizlikler omuzlarımızda taşıyabileceğimizden daha ağır bir yük hissettirir. İşte bunun adı tam olarak stres.
Konuştuğum bir uzman psikolog arkadaşım, stres doğru yönetildiğinde yaşam kalitesini iyileştirebilecek bir deneyim olabilir görüşünde.
Stresten uzaklaşmak ve daha huzurlu bir yaşam sürmek için bazı etkili yollar var. Onlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Egzersiz yapmak, stresle baş etmenin en güçlü yollarından biri. Düzenli hareket, vücudumuzun stres hormonlarını azaltırken, mutluluk hormonlarını artırır.
Zihinsel rahatlama için meditasyon yapmak ya da sadece birkaç derin nefes almak, stresi anında hafifletebilir.
Bize iyi gelen insanlarla vakit geçirmek, yalnız kalmaktan çok daha etkili bir rahatlama sağlayabilir.
Yediğimiz şeyler de stresle başa çıkma şeklimizi etkiler. Yeterli ve dengeli bir beslenme, vücudumuzu zinde ve dengede tutmaya yardımcı olur. Şekerli ve kafeinli içeceklerden kaçınmak, ruh halimizi daha sakin tutabilir.
Hayat, bazen hızla akıp giden bir tren gibi geçerken, çoğu zaman durup düşünmeye vakit bulamıyoruz. Ancak tam da bu noktada duraklamak ve etrafımıza daha dikkatle bakmak gerekiyor.
Stres, hepimizin karşılaştığı doğal bir süreçtir. Aslında yaşadığımız stresin boyutunu çoğunlukla kendimiz belirliyoruz. İstediğimiz zaman üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk ve baş edemeyeceğimiz stres yoktur, yeter ki isteyelim.
Unutmayın, stresin kontrolü bizim elimizde!








