
İran ve Umman’ın, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini düzenleyecek yeni sistem üzerindeki görüşmelerin olumlu ilerlediğini açıklaması, deniz trafiğinin yeniden başlayabileceği yönündeki beklentileri artırdı.
Son günlerde yürütülen müzakereler, İran ve Umman’ın ortak sorumluluğunda oluşturulması planlanan yeni bir geçiş güzergâhı üzerinde yoğunlaştı. Ancak İran yönetimi, hayati önemdeki su yolunu yeniden açmadan önce ABD’nin yerine getirmesi gerektiğini söylediği altı koşulu kamuoyuna duyurdu.
Tahran’ın açıkladığı şartlardan bazıları, İran ile ABD arasında 17 Haziran’da imzalanan Mutabakat Zaptı’ndaki maddeleri tekrarlıyor. Bazı talepler ise önceki mutabakatın ötesine geçerek doğrudan Hürmüz Boğazı’nın açılmasına bağlanıyor.
İran’ın açıkladığı altı talep
İran devlet televizyonu IRIB tarafından yayımlanan açıklamada, eski İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri ve dinî lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Muhammed Bakır Zülkadir, ABD’nin davranışlarını değiştirmesi gerektiğini söyledi.
İran’ın ABD’den karşılanmasını istediği talepler şöyle sıralandı:
Tehditlerin sona erdirilmesi
İran, ABD’nin ülkeye yönelik tehditlerini durdurmasını, İran halkının kutsal değerlerine hakaret edilmemesini ve benzer tehditlerin tekrarlanmayacağına ilişkin güvence verilmesini istiyor.
Bu madde, geçici ateşkes şartlarından daha geniş bir siyasi ve güvenlik garantisi niteliği taşıyor. Tahran, ABD’den gelecekteki olası tehditlere karşı açık bir taahhütte bulunmasını talep ediyor.
Bölgesel saldırıların durdurulması
İran, yalnızca kendi topraklarına yönelik askerî faaliyetlerin değil, Lübnan, Filistin, Yemen ve Irak’taki müttefikleri ile ortak gruplarına karşı gerçekleştirilen operasyonların da kalıcı olarak sona erdirilmesini istiyor.
Haziran ayında imzalanan mutabakat zaptında “Lübnan dahil bütün cepheler” ifadesi yer almıştı. İran’ın son açıklaması, talebin kapsamını ülkeleri tek tek belirterek genişletiyor.
Deniz ablukasının kaldırılması
İran, ABD’nin uyguladığı deniz ablukasını sona erdirmesini ve İran çevresindeki deniz ve hava kuvvetlerini geri çekmesini talep ediyor.
Haziran ayındaki mutabakat zaptına göre ABD’nin abluka uygulamasını 30 gün içerisinde sonlandırması gerekiyordu. Ancak bu yükümlülük daha önce Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla doğrudan ilişkilendirilmemişti.
Savaş zararlarının karşılanması
Tahran yönetimi, 2025 yılında yaşanan 12 günlük savaş ile son çatışmalarda İran’a verilen zararlar için tazminat ödenmesini istiyor.
Tazminat mekanizmasının haziran mutabakatından sonra hazırlanacak nihai anlaşmanın parçası olarak görüşülmesi bekleniyordu. İran ise artık tazminat ödenmesini boğazın yeniden açılmasının koşullarından biri hâline getirdi.
Yaptırımların kaldırılması
İran, kendi ifadesiyle İran halkına karşı uygulanan “zalim ve yasa dışı” yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor.
Yaptırımların aşamalı biçimde kaldırılmasına ilişkin bir takvimin nihai müzakerelerde ele alınması zaten bekleniyordu. Yeni olan, bu konunun Hürmüz Boğazı’nın açılmasına doğrudan bağlanması oldu.
Dondurulan varlıkların serbest bırakılması
İran, yurt dışında bloke edilen veya dondurulan varlıklarının herhangi bir koşul öne sürülmeden serbest bırakılmasını istiyor.
Tahran’ın “çalınmış varlıklar” olarak tanımladığı bu kaynakların serbest bırakılması daha önceki müzakerelerde de gündeme gelmişti. Dolayısıyla talep yeni olmamakla birlikte boğazın açılması için zorunlu bir şart olarak sunuluyor.
İran’ın tutumu sertleşti
BBC Orta Doğu Analisti Sebastian Usher, açıklanan altı koşulun İran’ın Hürmüz Boğazı konusundaki yaklaşımının sertleştiğini gösterdiğini belirtti.
“Şartlar mutabakat çerçevesinde vardı ancak zamanlaması ve uygulanma biçimi çok farklı görünüyor.”
Usher’a göre Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapalı kalması nedeniyle müzakere masasında daha güçlü bir konumda olduğunu düşünüyor olabilir.
Savaşın başlamasından bu yana boğazdan yalnızca sınırlı sayıda geminin geçebildiği belirtiliyor. ABD ise İran çevresindeki bölgede büyük bir deniz gücü bulundurmaya devam ediyor.
Talepler müzakere taktiği olabilir
ABD merkezli Quincy Institute uzmanı Trita Parsi, İranlı yetkililerin kamuoyuna açıklanan şartların oldukça yüksek talepler olduğunu bildiğini ve görüşmeler sırasında bazı maddelerden geri adım atabileceğini söyledi.
“Kamuoyunda dile getirilenler, müzakere masasına her zaman aynı şekilde yansıtılmıyor.”
Parsi, açıklanan koşulların müzakereleri uzatmaya yönelik bir taktik olabileceğini değerlendiriyor. İran’daki sertlik yanlısı kesimlerin, haziran ayında imzalanan mutabakat zaptının çok hızlı kabul edildiğini düşündüğünü belirtti.
Mutabakatın imzalanmasından yalnızca birkaç gün sonra bozulduğu ve karşılıklı saldırıların yeniden başladığı aktarıldı.
Parsi’ye göre İran’daki bazı isimler, görüşmeler daha uzun sürmüş olsaydı petrol fiyatlarının daha fazla yükseleceğini ve küresel ekonominin daha büyük zarar göreceğini düşünüyor. Bu durumun ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki hedeflere saldırı emri vermesini geciktirebileceği savunuluyor.
İran’ın aynı müzakere hatasını yeniden yapmak istemediğini belirten Parsi, buna rağmen Hürmüz Boğazı konusunda anlaşmanın birkaç gün içerisinde sağlanabileceğini öngörüyor.
Boğazın yeniden açılmasına ilişkin görüşmelerin sonucu; bölgede bekleyen gemiler, küresel enerji taşımacılığı ve petrol fiyatlarının seyri açısından yakından takip ediliyor.














