Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Nur Hayat Yıldız
10 yılı aşkın süredir bireysel seanslar ve atölyeler aracılığıyla; mindfulness, nefes terapisi ve bütünsel dönüşüm alanlarında bireylere rehberlik ediyorum. Amacım, modern yaşamın karmaşasında özle buluşmayı, içsel dengeyi yeniden kurmayı ve bireyin kendi en iyi versiyonuna ulaşmasını desteklemek. Çalışmalarımda bilimsel temelli tekniklerle spiritüel farkındalığı buluşturarak, katılımcılara hem zihinsel hem de duygusal düzeyde derinleşebilecekleri alanlar sunuyorum. Her yolculuk bir keşif, her dokunuş bir dönüşüm.
Denge: Hayatın Sessiz Ustalığı
Hayat bizden çoğu zaman “daha fazlasını” ister. Daha hızlı olmamızı, daha üretken, daha güçlü, daha dayanıklı olmamızı… Oysa ruhumuzun asıl ihtiyacı çoğu zaman “daha dengeli” olabilmektir. Denge, uçlarda yaşamamak değil; uçlara savrulduğumuzu fark edip merkeze nazikçe geri dönebilmektir.

Peki denge tam olarak nedir?

Denge, her şeyin eşit olması değildir. Hayatın matematiği eşitlikten çok ahenkle ilgilidir. Bazen çalışmak ağır basar, bazen dinlenmek. Bazen konuşmak iyileştirir, bazen susmak. Denge; neye, ne zaman ve ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark edebilme becerisidir. Yani bir farkındalık halidir.

Günlük hayatın içinde dengemizi en çok zorlayan şeylerden biri otomatik pilotta yaşamaktır. Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanmak, bedenimizin yorgunluk sinyallerini görmezden gelmek, zihnimiz geleceğin kaygısında dolaşırken anı kaçırmak… İşte tam bu noktada denge bozulur. Çünkü beden, zihin ve ruh farklı yönlere çekilmeye başlar.

Ruh–Beden–Zihin Dengesi Neden Bu Kadar Önemli?

Bedenimiz şu anda neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilir. Zihnimiz ise çoğu zaman geçmişte ya da gelecekte gezinir. Ruhumuz ise ancak “şimdi”de olduğumuzda kendini güvende hisseder. Bu üçlü arasında uyum olmadığında; yorgunluk, huzursuzluk, odaklanma sorunları ve içsel tatminsizlik kaçınılmaz hale gelir.

Ruh–beden–zihin dengesini korumanın ilk adımı durmaktır. Bilinçli bir duruş… Günde birkaç dakika bile olsa nefesimize dönmek, bedeni taramak, “Şu an nasılım?” diye kendimize sormak. Bu basit sorular, dengeyi yeniden kurmanın kapısını aralar.

Mindfulness burada bize güçlü bir rehberlik sunar. Anda kalmak; yaşadığımız her duyguyu yargılamadan fark etmek, bedensel duyumlarımızı dinlemek ve zihnin hızını biraz olsun yavaşlatmak demektir. Denge, tam da bu yavaşlamanın içinde kendiliğinden ortaya çıkar.

Hayatın İçinde Dengede Kalabilmenin İncelikleri

Dengede kalmak, her zaman sakin olmak değildir. Bazen öfkeyi hissetmek, bazen üzüntüye izin vermek de dengenin bir parçasıdır. Asıl mesele, bu duyguların bizi ele geçirmesine izin vermeden onları misafir edebilmektir.

Kendimize şefkatli sınırlar koymak, “hayır” diyebilmeyi öğrenmek, dinlenmeyi ertelememek, bedenimizi zorlamadan hareket etmek… Bunların hepsi dengeyi besleyen küçük ama etkili adımlardır. Unutmamak gerekir ki denge büyük kararlarla değil, günlük küçük farkındalıklarla inşa edilir.

Hayat bazen ip üzerinde yürümeye benzer. Düşmemek için kasılmak değil, esnemek gerekir. Denge de tam olarak budur: Kontrol etmeye çalışmak yerine, uyumlanmayı öğrenmek.

Belki de kendimize bugün şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
“Hayatımda şu an ne fazla, ne eksik?”

Cevap, bizi yeniden merkeze taşıyacaktır.

Sevgiyle Kalın

Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Yazıları
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video