
Türkiye, 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrasında belediye yönetimlerinde eşi benzeri görülmemiş bir hareketlilik yaşıyor. Yapılan hesaplamalara göre, seçimlerden bu yana geçen süreçte aralarında büyükşehirlerin de bulunduğu 30'dan fazla il ve ilçede belediye başkanları tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı veya yerlerine kayyum atandı. Bu operasyonların siyasi dağılımına bakıldığında, görevden alınan isimlerin 22'sinin CHP, 11'inin ise DEM Parti mensubu olduğu görülüyor. İlk kayyum süreci Haziran 2024'te Hakkari ile başlarken, dalga zamanla İstanbul ve Anadolu’nun derinliklerine yayıldı.
Operasyonların gerekçeleri ve kapsadığı isimler ise kamuoyunda geniş yankı buldu. İstanbul'da Esenyurt, Beykoz, Şişli ve Beşiktaş gibi kritik ilçelerin başkanları kelepçeyle tanışırken; sürecin en sarsıcı noktası İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 23 Mart 2025'te tutuklanması oldu. Sadece İstanbul değil, Zeydan Karalar (Adana), Muhittin Böcek (Antalya) ve son olarak Nisan 2026'da Mustafa Bozbey (Bursa) gibi isimler de yargı kıskacına girdi. Süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme ise, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun hapis tehdidi iddiaları gölgesinde partisinden ayrılarak AKP saflarına katılması oldu.
Siyasi liderler cephesinde ise sert bir üslup hakim. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, özellikle Bursa'daki görev değişimi ve tutuklamalar sonrası şu ifadeleri kullandı:
"AK Parti, belediye meclisinde çoğunluk diye 'iftirayı atın, paçayı kurtarın, Bozbey'i içeriye koyalım, Bursa Belediyesi'ne çökelim' hesabının içinde. Mafya mısınız lan siz!".
İçişleri Bakanlığı ise bu kararların "terör örgütü üyeliği", "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "irtikap" gibi ağır suçlamalar çerçevesinde yürütülen hukuki süreçlerin bir gereği olduğunu savunuyor. Savcılık makamları, bazı operasyonları "suç örgütü yöneticiliği" kapsamına alırken, yerel yönetimlerdeki bu siyasi yasak ve tutuklama kararları, Türkiye'nin erken seçim tartışmalarını da beraberinde getiriyor.








