
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), bölgede yaşanan son gelişmeler doğrultusunda uygulanan kademeli güvenlik planı kapsamında F-16 savaş uçaklarının yanı sıra bazı hava savunma unsurlarının da KKTC’ye sevk edildiğini açıkladı.
Bakanlık açıklamasında, gelişmelerin seyrine bağlı olarak gerekli görülmesi halinde ek önlemlerin de alınabileceği ifade edildi.
Hafta sonunda NTV’ye konuşan bakanlık kaynakları da Doğu Akdeniz’de artan gerilim nedeniyle Türkiye’nin KKTC’nin güvenliğini güçlendirmeye yönelik çeşitli adımlar üzerinde çalıştığını dile getirmişti.
KKTC Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli de Türkiye’nin sabah saatlerinde altı F-16 savaş uçağını adaya göndereceğini doğrulamış ve sevkiyatın güvenlik amacı taşıdığını belirtmişti. Meşeli ayrıca uçakların konuşlandırılmasının sivil uçuşları etkilemeyeceğini kaydetti.
İngiliz üssüne yönelik İHA olayı
ABD ve İsrail, müzakerelerin sürdüğü dönemde 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir saldırı gerçekleştirmişti. Bunun ardından İran’ın, bölgede ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkeleri de kapsayan bir misilleme dalgası başlattığı bildirildi.
Bu süreçte hedef alındığı iddia edilen yerlerden biri de Kıbrıs adası oldu. Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, İngiltere’nin Akrotiri üssüne İran’a ait bir insansız hava aracının düştüğünü açıkladı. Söz konusu üssün, İran’a yönelik saldırılarda ABD uçaklarına lojistik destek sağladığı öne sürülüyor.
Saldırıya ilişkin açıklamaların ardından Güney Kıbrıs’a önce Yunanistan, ardından Fransa, İtalya ve İngiltere’nin hava ve deniz kuvvetleri aracılığıyla askeri destek gönderdiği bildirildi.
Doğu Akdeniz’de askeri denge tartışmaları
Türkiye’nin KKTC’ye F-16 konuşlandırma kararının, Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’a destek amacıyla adaya savaş uçakları göndermesine dolaylı bir yanıt olduğu da değerlendiriliyor. Bu hamlenin Ankara’nın Kıbrıs’ın güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki askeri dengeler konusunda söz sahibi olduğunu göstermeyi amaçladığı yorumları yapılıyor.
Türkiye, 1983 yılında ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan tek ülke konumunda bulunuyor. Avrupa Birliği ve uluslararası toplumun büyük bölümü ise adanın güneyinde bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni meşru hükümet olarak kabul ediyor.
Türk tarafı ise Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin sağlanması ve adadaki askeri dengenin korunması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor.




