Yunanistan'da 9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde düzenlenen bir panelde konuşan üst düzey Yunan diplomatlar, İstanbul Heybeliada'daki Ruhban Okulu’nun (Halki Seminary) durumunu yeniden uluslararası gündeme taşıdı. Yapılan resmi açıklamalarda, Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyelik perspektifi ve kültürel mirasın korunması ilkeleri gereği okulun koşulsuz olarak açılması gerektiği ifade edildi. Atina, okulun kapalı kalmasını "evrensel dini özgürlüklerin ihlali" olarak tanımladı.
Türkiye, 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin özel yüksekokulları yasaklayan kararı sonrası kapanan okul için iki temel şart üzerinde duruyor:
Yunanistan tarafından yapılan son açıklamada ise bu "mütekabiliyet" şartı reddedilerek, Ruhban Okulu’nun evrensel bir mesele olduğu ve Yunanistan'daki azınlık haklarıyla kıyaslanamayacağı savunuldu.
Atina’dan gelen bu sert ama müzakereye açık mesajın, 12 Mayıs’ta gerçekleşecek olan yüksek düzeyli Türk-Yunan diplomatik temasları öncesinde "el yükseltme" hamlesi olduğu düşünülüyor. Yunan basınında yer alan analizlere göre;
"Patrik Bartholomeos'un okulun açılması yönündeki çabaları, bu kez ABD ve AB'nin de desteğiyle Atina tarafından daha yüksek tondan dile getiriliyor. Türkiye'nin 'yeni anayasa' çalışmaları kapsamında bu konuyu bir demokratikleşme adımı olarak sunup sunmayacağı ise merak konusu."
Kulislerde konuşulan bir diğer iddia ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın, okulun "Yabancı dillerde eğitim veren bir ilahiyat fakültesi" statüsünde, İstanbul Üniversitesi veya başka bir devlet üniversitesine bağlı olarak açılması için teknik bir taslak hazırladığı yönünde. Ancak Fener Rum Patrikhanesi, okulun tamamen özerk ve doğrudan Patrikliğe bağlı olması konusundaki ısrarını sürdürüyor.