
Türkiye’nin Zürih Başkonsolosu Fazıl Çorman ile Kültür ve Tanıtma Ataşesi Aydın Yıldırım Duran ev sahipliğinde düzenlenen geceye yabancı misyon temsilcileri, diplomatlar, İsviçre ana akım medyasından gazeteciler ile Türk ve İsviçre toplumundan çok sayıda davetli katıldı.
Bu yıl beşincisi gerçekleştirilen Türk Mutfağı Haftası’nın ana teması “Bir Sofrada Miras” oldu. Program boyunca Anadolu’nun farklı bölgelerine ait geleneksel lezzetler tanıtılırken, Türk mutfağının yalnızca yemeklerden oluşmadığı; tarih, kültür, paylaşım ve toplumsal hafızayı taşıyan güçlü bir medeniyet mirası olduğu vurgulandı.

“Türkiye’de yemek sadece yemek değildir”
Programın açılışında konuşan Başkonsolos Fazıl Çorman, Türk mutfağının kültürel derinliğine dikkat çekerek, sofraların Türk toplumunda yalnızca yemek yenilen alanlar olmadığını söyledi.
Çorman, “Sofra; sohbetlerin başladığı, anıların oluştuğu ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarıldığı en özel alanlardan biridir. Bu yılın teması olan ‘Sofra, birlikteliğin en eski dilidir’ sözü de bunu çok güçlü şekilde anlatıyor.” ifadelerini kullandı.
Türk mutfağının yüzyıllar boyunca farklı bölgeler, kültürler ve geleneklerle şekillenerek büyük bir zenginliğe ulaştığını belirten Çorman, Türk sofralarının en önemli özelliklerinden birinin paylaşım kültürü ve misafirperverlik olduğunu dile getirdi.
Konuşmasının sonunda geceye katkı sağlayan şefleri tek tek sahneye davet ederek tanıtan Başkonsolos Çorman, Türk mutfağının uluslararası alanda tanıtımına sundukları katkılar nedeniyle tüm şeflere teşekkür etti.

Workshop’lar geceye damga vurdu
Program kapsamında gerçekleştirilen workshop etkinlikleri ise davetlilerden büyük ilgi gördü. ITAD Başkanı Mustafa Yılmaz tarafından gerçekleştirilen sunumda, Türk mutfağının en sevilen lezzetlerinden lahmacunun hazırlanış süreci uygulamalı olarak anlatıldı.
Beşinci Kuşak Ankara Hacı Baba Baklavaları’nın eğitmen şeflerinden Giray Nusret Aydın ise geleneksel baklava yufkasının hangi emek ve ustalıkla hazırlandığını konuklarla paylaşarak baklava yapımının inceliklerini aktardı.
Programa katılan şeflerden Sibel Yılmaz tarafından hazırlanan lahana dolması da geceye katılan davetlilerden büyük beğeni topladı.

İsviçre’de gastronomi dünyasının yakından tanıdığı şeflerden Yaşar Can Algün ise workshop kapsamında hazırlanan yemeklerin İngilizce sunumlarını gerçekleştirerek konuklara yemeklerin hikâyeleri, içerikleri ve kültürel arka planları hakkında bilgiler verdi.
Şef Görkem Çobanoğulları'ndan muhteşem lezzetler
Gece için Türkiye’den özel olarak davet edilen profesyonel şef Görkem Çobanoğulları ise hazırladığı ana yemeklerle etkinliğin öne çıkan isimlerinden biri oldu. Uzun yıllardır profesyonel mutfaklarda görev yapan ve özellikle Türk ile Nikkei mutfağı (Japon-Peru füzyon) alanındaki çalışmalarıyla tanınan Çobanoğulları’nın hazırladığı çorba, salata, keşkek ve kuzu incik sunumları konuklardan büyük beğeni aldı. Modern sunum anlayışıyla geleneksel Anadolu lezzetlerini buluşturan başarılı şefin hazırladığı menü, gece boyunca davetlilerin en çok konuştuğu tatlar arasında yer aldı.
Diplomatik heyetten örnek ev sahipliği
Gece boyunca Başkonsolos Fazıl Çorman, Konsolos Furkan Yılmaz, Muavin Konsolos Gürhan Cihanoğlu ile Kültür ve Tanıtma Ataşesi Aydın Yıldırım Duran davetlilerle yakından ilgilenerek dikkat çekti. Misafirlerle birebir ilgilenen diplomatik heyetin samimi yaklaşımı ve sıcak ev sahipliği geceye ayrı bir atmosfer kattı.
Anadolu’nun binlerce yıllık mirası dünya vitrininde
Etkinlikte ayrıca Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve Emine Erdoğan’ın öncülüğünde hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabı da tanıtıldı.
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle ve Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle hazırlanan eser, Türk mutfağının uluslararası alandaki en önemli kültürel tanıtım projelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
5 danışman ve 14 şefin katkısıyla hazırlanan kitapta 218 geleneksel tarif yer alıyor. Kitapta yalnızca tarifler değil; Anadolu’nun üretim kültürü, doğal ürün anlayışı, sürdürülebilir mutfak geleneği ve paylaşım kültürü de anlatılıyor.
Türk mutfağının fermente ürünler, bitki temelli tarifler, glutensiz seçenekler ve atıksız üretim anlayışıyla dünya gastronomi trendleriyle uyumlu olduğuna dikkat çekilen gecede, davetlilere Anadolu mutfağının farklı lezzetleri sunuldu.

Türk mutfağı gastrodiplomasinin güçlü yüzü oldu
Zürih’te gerçekleştirilen etkinlik, Türkiye’nin son yıllarda önem verdiği gastrodiplomasi çalışmalarının Avrupa’daki dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
Türk mutfağının yalnızca kebap ve dönerden ibaret olmadığı; Anadolu’nun yüzlerce yıllık üretim kültürü, zengin coğrafi çeşitliliği ve sağlıklı yaşam anlayışıyla şekillenen çok katmanlı bir mirasa sahip olduğu mesajı gece boyunca ön plana çıktı.
Program sonunda davetliler, Türk mutfağının yalnızca lezzetiyle değil; misafirperverliği, paylaşım kültürü ve kültürel derinliğiyle de etkileyici bir deneyim sunduğunu ifade etti.












