
İklim fizikçisi Reto Knutti, sera gazlarının nasıl araştırıldığını ve neden tehlikeli olduğunu anlatarak bu yaklaşımın bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini vurguluyor.
Knutti’ye göre bilimsel konsensüs son derece net. Sera gazlarının iklim üzerindeki etkisine dair teorik temeller 1850–1900 yıllarına kadar uzanıyor. 1960’lardan itibaren ABD hükümeti de dahil olmak üzere birçok ülkeye bu konuda bilimsel raporlar sunuldu. 1992’de kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Çerçeve Sözleşmesi (UNO-Klimarahmenkonvention – BM iklim anlaşması) ise insan kaynaklı iklim değişikliğinin açık biçimde ortaya konduğu dönüm noktalarından biri oldu. Knutti, “En az 25 yıldır gözlenen iklim değişikliğinin ana nedeni insan faaliyetleri olarak biliniyor” diyor.
Sera gazlarının insan sağlığına etkisi çoğu zaman dolaylı biçimde ortaya çıkıyor. Karbondioksit (CO₂) solunduğunda doğrudan zehirleyici bir madde olmasa da küresel ısınmayı hızlandırarak ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. ABD’de her yıl binlerce kişi aşırı sıcaklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya genelinde bu sayı yılda yarım milyonu buluyor. Knutti, “Bugün yaşanan her üç sıcaklık kaynaklı ölümden biri doğrudan iklim değişikliğinin sonucu” diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekiyor.
İklim değişikliğinin etkileri yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı değil. Kuraklık, aşırı hava olayları, buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sonuçlar tarımdan sağlığa, turizmden altyapıya kadar birçok sektörde büyük ekonomik kayıplara neden oluyor. ABD, 2009 yılında aldığı “Endangerment Finding” (Tehlike Tespiti – çevre otoritesinin bilimsel kararı) ile CO₂’nin insan sağlığı için risk oluşturduğunu resmen kabul etmişti.
Trump yönetimi ise fosil yakıtların insanlığa büyük fayda sağladığını savunuyor. Knutti bu görüşe kısmen katılsa da bunun sürdürülebilir olmadığını belirtiyor. Sanayileşme döneminde fosil yakıtların ekonomik büyüme sağladığını kabul eden bilim insanı, “Kendi yaşam temelimizi yok ederek zenginleşemeyiz” diyerek uyarıyor. Tarih boyunca doğal kaynakların aşırı kullanımının toplumları krize sürüklediğini hatırlatan Knutti, bugün artık çok daha ucuz ve temiz enerji alternatiflerinin bulunduğunu vurguluyor. Özellikle güneş enerjisinin günümüzde en ekonomik enerji kaynaklarından biri haline geldiğini belirtiyor.




