
Ancak şimdi en büyük soru, maliyeti 13 milyar franka kadar çıkabilecek projelerin nasıl finanse edileceği.
Enerji sektörü karardan memnun
İsviçre Elektrik Şirketleri Birliği (VSE) Direktörü Michael Frank, alınan kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Frank’a göre amaç, gelecekte enerji arz güvenliğini sağlamak için tüm seçenekleri açık tutmak.
Frank, yeni bir nükleer santralin kısa vadede gündemde olmadığını vurgularken, “Bugün karar verilen şey bir santral inşa etmek değil, gelecekte böyle bir seçeneğin masada kalmasını sağlamak” dedi.
13 milyar franklık santrali kim ödeyecek?
Federal Hükümet yıl sonuna kadar olası bir nükleer santralin finansman modeliyle ilgili rapor hazırlayacak.
Michael Frank’a göre böyle bir yatırımın yalnızca İsviçreli yatırımcılarla finanse edilmesi zor görünüyor.
Frank, “Bu büyüklükte bir projede sadece emeklilik fonları ve yerel sermaye yeterli olmayabilir. Büyük bankaların ve uluslararası yatırımcıların da sürece dahil edilmesi gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Devlet garantisi gündeme gelebilir
Enerji sektörünün doğrudan devlet sübvansiyonu talep etmediğini söyleyen Frank, devlet garantilerinin yatırım maliyetlerini azaltabileceğini ifade etti.
Frank’a göre devlet kefaleti veya finansman garantisi verilmesi durumunda yatırımcıların riski azalacak ve projelerin kredi maliyetleri daha düşük olacaktır.
Dünya genelinde enerji yatırımlarının çeşitli şekillerde devlet desteği gördüğünü belirten Frank, bunun siyasi bir tercih olduğunu söyledi.
Mevcut santraller daha uzun süre çalışabilir
İsviçre’de halen faaliyet gösteren Gösgen ve Leibstadt nükleer santrallerinin teknik olarak 30 ila 40 yıl daha işletilebileceği belirtiliyor.
Ancak Frank, bunun kesin bir çözüm olmadığını savunuyor.
Santrallerin ömrünün uzatılması için yüksek yatırım gerektiğini ve siyasi belirsizliklerin bulunduğunu söyleyen Frank, “Uzun vadeli işletme mümkün olmazsa elimizde alternatif bir plan bulunmalı” dedi.
Elektrik açığı ekonomiye ağır darbe vurabilir
Nükleer enerji karşıtlarının en önemli eleştirilerinden biri, santral projelerinde yaşanan maliyet artışları.
Uluslararası araştırmalara göre nükleer santral projelerinde ortalama maliyet aşımı yüzde 117 seviyesinde gerçekleşiyor.
Buna rağmen Frank, enerji arzında oluşabilecek bir açığın İsviçre ekonomisine çok daha ağır zarar vereceğini savunuyor.
Enerji sektörünün hesaplamalarına göre büyük bir elektrik açığının ülke ekonomisine günlük yaklaşık 1 milyar frank zarar verme riski bulunuyor.
Yenilenebilir enerjiyle rekabet etmeyecek
Nükleer enerjinin geri dönüşünün yenilenebilir enerji yatırımlarını yavaşlatacağı yönündeki eleştirilere de değinen Frank, iki teknolojinin birbirinin alternatifi olmadığını söyledi.
Frank’a göre İsviçre bugün nükleer enerjiyi yeniden tartışıyorsa bunun nedeni güneş ve rüzgâr enerjisinin özellikle kış aylarında oluşan elektrik açığını kapatacak hızda büyümemesi.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması halinde yeni bir nükleer santral ihtiyacının da azalacağını belirten Frank, bunun enerji sektörü açısından olumlu bir gelişme olacağını ifade etti.
İsviçre enerji politikasında yeni dönem
Parlamentonun aldığı karar, 2017 yılında kabul edilen ve yeni nükleer santral inşasını fiilen yasaklayan enerji stratejisinden önemli bir dönüş olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki yıllarda hükümetin hazırlayacağı finansman raporları, enerji ihtiyacı analizleri ve siyasi tartışmalar, İsviçre'nin gerçekten yeni bir nükleer santral inşa edip etmeyeceğini belirleyecek.












