
Federal Mahkeme, bir hastanın yaşamını yitirmesinin ardından yalnızca aile üyelerinin değil, hastanın aile hekiminin de hastaneye ait tıbbi dosyalara erişemeyeceğine hükmetti. Karar, olası tıbbi hataların araştırılması açısından eleştirilere neden oldu.
Mahkeme hasta mahremiyetini öncelikli gördü
Mahkeme, doktorların meslek sırrının hastanın ölümünden sonra da devam ettiğini vurguladı.
Karara göre hasta yakınlarının, olası bir tedavi hatasını araştırmak istemesi tek başına tıbbi kayıtların paylaşılması için yeterli gerekçe oluşturmuyor. Aynı şekilde, hastanın uzun yıllardır tedavisini yürüten aile hekiminin de hastane kayıtlarını inceleme yetkisi bulunmuyor.
Federal Mahkeme, bu yaklaşımın hasta ile doktor arasındaki güven ilişkisini korumayı amaçladığını belirtiyor.
Karar hukuk çevrelerinde tartışılıyor
Kararın ardından hukukçular ve bazı akademisyenler, mevcut uygulamanın pratikte çeşitli sorunlara yol açabileceğini savunuyor.
Eleştirilere göre, ölüm sonrasında olası bir tıbbi ihmalin araştırılmasının neredeyse imkânsız hale gelmesi, hasta yakınlarının yaşanan süreci anlamasını zorlaştırabiliyor.
Bazı uzmanlar, aile hekiminin zaten meslek sırrına bağlı çalışan bir sağlık çalışanı olması nedeniyle, hangi bilgilerin paylaşılabileceğini değerlendirebilecek konumda olduğunu ifade ediyor.
Federal Mahkeme üyeleri arasında görüş ayrılığı yaşandı
Kararın görüşüldüğü duruşmada mahkeme üyeleri arasında da farklı değerlendirmeler yapıldı.
Kararı destekleyen üyeler, mevcut içtihatların korunması gerektiğini ve hasta mahremiyetinin ölümden sonra da eksiksiz şekilde devam etmesinin hukuk güvenliği açısından önemli olduğunu savundu.
Buna karşı çıkan bazı üyeler ise kararın günlük yaşamın gerçekleriyle örtüşmediğini dile getirdi. Muhalif görüşte olan bir yargıç, hastanın hayattayken eşinin sağlık süreci hakkında bilgi alabilmesine rağmen ölümünden sonra hiçbir bilgiye ulaşamamasının çelişkili bir durum oluşturduğunu ifade etti.
Tartışmaların sürmesi bekleniyor
Karar, İsviçre'de hasta hakları ile doktorların sır saklama yükümlülüğü arasındaki sınırların yeniden tartışılmasına neden oldu.
Hukuk çevreleri, gelecekte yapılabilecek yasal değişikliklerle özellikle ölüm sonrası tıbbi kayıtların hangi koşullarda paylaşılabileceğinin daha açık şekilde düzenlenmesi gerektiğini savunuyor.
Bununla birlikte Federal Mahkeme'nin mevcut içtihadı değişmediği sürece, vefat eden hastaların tıbbi kayıtlarına erişim konusunda bugünkü katı uygulamanın devam etmesi bekleniyor.












