
Gaza’dan kaçan dokuz insanın hikâyesi
Cenevreli yönetmen Nicolas Wadimoff, “Qui vit encore” filminde Gazze’den kaçmak zorunda kalan dokuz kişiyi bir araya getiriyor. Film, geçen yıl Venedik Film Festivali’nde ilk kez gösterilmişti.
Wadimoff, savaş görüntüleri yerine, siyah bir odada sade bir anlatım tercih ediyor. Zemine beyaz çizgilerle basitleştirilmiş bir Gazze haritası çiziliyor; kareler, karakterlerin nerede yaşadığını gösteriyor. Katılımcılar, siyah bir masa üzerinde beyaz kalemle evlerini ve bahçelerini çizerek geçmişlerini anlatıyor. Yaşadıkları kayıpları, bombardımanları, kaçışı ve yeniden hayata tutunma çabalarını paylaşıyorlar.
Jüri, filmin “savaş alanından uzak bir bağlam yaratarak fiziksel yıkımı ve insani kayıpları daha iyi anlamaya imkân tanıdığı” değerlendirmesinde bulundu. Bu yılki jüri, ekonomist ve diplomat Jean-Jacques de Dardel, yönetmen ve yapımcı Danae Elon ile oyuncu Sarah Spale’den oluşuyordu.
Güçlü rakiplere rağmen beklenen bir ödül
60 bin frank değerindeki Prix de Soleure için sekiz film aday gösterilmişti. Marie-Elsa Sgualdo’nun kadın merkezli dramı “À bras-le-corps” (“Silent Rebellion”) ve Jacqueline Zünd’ün distopik sıcaklık temalı filmi “Don’t Let The Sun” gibi güçlü yapımlar yarışsa da, “Qui vit encore”un ödülü alması sürpriz olmadı. Hem güncel hem de tartışmalı bir konuya odaklanan film, sade anlatımıyla sosyal medyada dolaşan sert görüntülere bilinçli bir karşı duruş seriyor.
Tessin dağlarında bir büyüme hikâyesi
Festivalin izleyici ödülü “Prix du Public”, Tessinli yönetmen Erik Bernasconi’nin “Becaària” adlı filmine verildi. 20 bin frank değerindeki ödül, 1970’lerde geçen bir ergenlik hikâyesine gitti.
Film, 16 yaşındaki Mario’nun yaşamındaki kırılma anlarını anlatıyor. Babası tarafından yaz tatilinde dağlardaki bir çiftlik ailesine gönderilen Mario, burada çalışmayı öğrenirken aynı zamanda kendini, sevgiyi ve hayatı keşfediyor. Sıcak tonlarda çekilen film, genç oyuncu Francesco Tozzi’nin doğal performansıyla izleyicilerin beğenisini kazandı.
“Becaària”, Giorgio Genetelli’nin 2011’de yayımlanan romanından uyarlanmış bir yapım. Film, yedi rakibini geride bırakarak Solothurn seyircisinin favorisi oldu; üstelik rakiplerin altısı belgeseldi.




