
Thun’daki askeri üste konuşan Roos, küresel güvenlik ortamının giderek daha tehlikeli hale geldiğini belirterek, “Avrupa’yı tehdit eden her şey bizi de tehdit eder” dedi.
Roos’a göre dünyada artan savaşlar ve jeopolitik gerilimler, İsviçre’nin tarafsız konumuna rağmen ülkeyi doğrudan etkileyebilecek riskler barındırıyor. Özellikle Rusya’nın olası yeni askeri hamlelerine dikkat çeken komutan, İsviçre’nin bu tür senaryolara karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
Yeni ordu planlarının merkezinde ise modernleşme var. Roos, İsviçre ordusunun özellikle hava savunması, insansız hava araçlarına karşı koruma ve uzun menzilli tehditlere karşı hazırlık konularında eksiklerinin bulunduğunu ifade etti. Bu açıkların kapatılması için yeni ekipman ve teknolojilere yatırım yapılması gerektiğini söyledi.
Ancak bu modernizasyonun maliyeti de tartışma yaratıyor. Federal hükümet, ordu bütçesini artırmak için katma değer vergisinde artış planlıyor. Roos, bu konuda toplumun desteğinin kritik olduğunu belirterek, “Bir litre süt için birkaç kuruş daha ödemeye hazır mıyız?” sözleriyle kamuoyuna çağrıda bulundu.
Savunma tedarik süreçlerinin de zorlaştığına dikkat çeken Roos, İsviçre’nin uluslararası silah pazarında öncelikli ülkeler arasında yer almadığını ve bu nedenle ekipman temininde gecikmeler yaşandığını ifade etti. Bu durumun, hızlı ve kararlı adımlar atılmasını daha da önemli hale getirdiğini söyledi.
Öte yandan Roos, İsviçre’nin en büyük gücünün milis sistemi olduğunu vurguladı. Sivil hayattan gelen bilgi ve deneyimin orduya büyük katkı sağladığını belirten komutan, toplumun tamamının güvenlik konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Sonuç olarak Roos’un mesajı net: İsviçre, tarafsız olsa da dünyadan izole değil. Artan küresel tehditler karşısında ülkenin daha güçlü, daha hazırlıklı ve daha modern bir orduya ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.




