
İsviçre adalet sisteminin en üst basamağı olan Federal Mahkeme (Bundesgericht), kurum içi profesyonelliği ve yargı bağımsızlığını korumak adına sıra dışı bir etik krizle karşı karşıya kaldı. Nisan ayının sonunda iki yüksek mahkeme üyesi (hakim) arasında duygusal bir ilişki yaşandığının kamuoyuna sızması üzerine, ülkedeki tüm federal hakimlerin katılımıyla olağanüstü bir genel kurul toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantının ardından mahkemeden yapılan resmi açıklamada, somut olaydan bağımsız olarak, "mahkeme üyeleri arasındaki amansız/duygusal ilişkilerin, İsviçre Federal Mahkemesi'nin köklü yargı geleneklerine ve etik kodlarına tamamen aykırı olduğu" oy birliğiyle karara bağlandı. Yayımlanan resmi görüş metninde, hakimlerin hem kendi karar kurullarında hem de meslektaşlarına karşı mutlak bağımsızlıklarını korumak zorunda oldukları, bu tür kişisel yakınlaşmaların adaletin tarafsızlığına ve kurumun kamuoyu nezdindeki saygınlığına gölge düşürebileceği net bir dille vurgulandı.
Yüksek mahkeme, yaşanan bu spesifik ilişkinin yargı kararlarına etkisini incelemek üzere bağımsız uzmanlardan oluşan bir kurul atadı. İsviçre kamuoyunu meşgul eden bu etik soruşturmanın sonuçlarının Haziran 2026 sonunda açıklanması bekleniyor. Sonuçların, bu sonbaharda parlamentoda yapılacak olan ve tüm federal hakimlerin görev sürelerinin oylanacağı "Grup Yenileme Seçimleri" (Gesamterneuerungswahlen) öncesinde adalet mekanizmasında radikal yapısal değişikliklere yol açabileceği belirtiliyor.








