
Görevdeki son yılında Mesot, uluslararası bilim camiasının giderek artan baskı altında olduğunu söylüyor.
Mesot, ETH’nin dünya genelinde yaklaşık dokuz bin işbirliği yürüttüğünü ve Davos’un bu ortaklarla yüz yüze görüşmek için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Ancak bu yılki gündemin merkezinde, özellikle ABD’de yaşanan siyasi müdahalelerin bilimsel özgürlüğü tehdit etmesi bulunuyor. ABD yönetiminin araştırma fonlarını siyasi uyuma bağlaması, yalnızca Amerikan üniversitelerini değil, küresel bilim ağını da etkiliyor.
ETH Başkanı, bu gelişmelerin İsviçre’ye doğrudan yansıdığını ifade ediyor. Son dönemde ABD’den ETH’ye başvuran profesör ve öğrenci sayısı belirgin şekilde arttı. Mesot, bunun kısa vadede bir avantaj gibi görünse de uzun vadede küresel bilim dünyası için kayıp anlamına geldiğini vurguluyor. “Güçlü bir ülkede bilim baskı altına girerse, bunun etkisi tüm dünyaya yayılır” diyor.
Bu durumun nasıl düzeltileceği sorulduğunda Mesot, çözümün ABD’nin kendi içinde bulunması gerektiğini belirtiyor. ETH’nin ise uluslararası ortak programları desteklemeye devam edeceğini, çünkü dünya genelinde güçlü ve güvenilir bir ortak olarak görüldüğünü ifade ediyor.
ETH Zürih’in son yıllarda dikkat çeken bir diğer başarısı ise spin-off şirketlerindeki büyüme. Üniversite her yıl ortalama 35 ila 40 yeni girişim çıkarıyor ve bu sayı Oxford ve Cambridge gibi dünya devleriyle aynı seviyede. Mesot, asıl önemli olanın bu girişimlere aktarılan sermaye olduğunu söylüyor. Bazı yıllarda yatırımlar bir milyar frankı aşmış durumda. Bu dinamizm, öğrenciler arasında da güçlü bir girişimcilik kültürü oluşturuyor.




