
Trump, görüşmede Gazze’ye Türk askerlerinin konuşlandırılması ihtimalinin de ele alınacağını ifade etti.
Trump, Gazze için hazırlanan ve 20 maddeden oluşan ateşkes ve barış planında yer alan Uluslararası İstikrar Gücü kapsamında Türk askerlerinin bölgede görev alıp almayacağına ilişkin soruya, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok iyi bir ilişkimiz var. Bu konuyu konuşacağız. Uygun olması halinde bunun olumlu olacağını düşünüyorum,” yanıtını verdi. Trump ayrıca, bu meselenin İsrail Başbakanı Netanyahu ile doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Netanyahu’nun bu ziyareti, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana ABD’ye gerçekleştirdiği beşinci ziyaret olma özelliğini taşıyor. Ziyaret, ekim ayında yürürlüğe giren Gazze ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesine yönelik temasların yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında; çatışmaların durdurulması, İsrail güçlerinin kısmen geri çekilmesi, hayatta olan ve hayatını kaybeden tüm İsrailli rehinelerin, İsrail hapishanelerindeki yüzlerce Filistinlinin serbest bırakılması karşılığında takas edilmesi ve Gazze’ye tam kapsamlı insani yardımın girişine izin verilmesi öngörülmüştü.
Trump’ın açıkladığı 20 maddelik planın ikinci aşamasında ise İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması, uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve Gazze’nin geçici yönetimi için Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması hedefleniyor.
İsrail yönetimi, Uluslararası İstikrar Gücü bünyesinde Türk askerlerinin yer almasına ise karşı çıkıyor.
İsrail-Hamas savaşı, Hamas öncülüğündeki silahlı grupların 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıyla başlamış; çoğu sivil olmak üzere yaklaşık 1.200 kişi yaşamını yitirmiş, yaklaşık 250 kişi de rehin alınmıştı.
Gazze Sağlık Bakanlığı, 10 Ekim’de ateşkesin başlamasından bu yana bölgede 414 kişinin hayatını kaybettiğini, 1.142 kişinin yaralandığını açıkladı. Savaşın başından bu yana Filistin tarafındaki toplam can kaybının ise en az 71 bin 266 olduğu bildiriliyor.
Bakanlık, ölü ve yaralı sayılarında sivil ve militan ayrımı yapmadıklarını belirtirken, sağlık çalışanları tarafından tutulan ayrıntılı kayıtların uluslararası toplum tarafından genel olarak güvenilir kabul edildiği ifade ediliyor.







