
Söz konusu gelişme, Unilever’in gıda bölümünü satmasıyla ortaya çıktı. Bu satış kapsamında Knorr markasına bağlı olan Aromat da yeni sahibine geçmiş oldu. Her ne kadar Aromat tarih boyunca İsviçre merkezli bir şirkete ait olmasa da, ülkede güçlü bir kültürel sembol olarak görülüyor.
Michael Oehl, kampanyayla satışın tamamen engellenmesini değil, ürünün İsviçre’ye özgü özelliklerinin korunmasını hedefliyor. “Geleneklerimizi satmak istemiyorum” diyen girişimci, daha önce Toblerone ve Ovomaltine gibi markaların yabancı şirketlere geçmesini örnek göstererek benzer bir sürecin Aromat için de yaşanmasından endişe ediyor.
Kampanya kapsamında dört temel talep öne çıkıyor. İlk olarak, 1952’den bu yana üretimin yapıldığı Thayngen’deki fabrikanın korunması isteniyor. Bu tesiste yaklaşık 180 kişinin çalıştığı belirtilirken, olası bir üretim kaybının bölge ekonomisini olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor.
İkinci olarak, Aromat’ın klasik tarifinin değiştirilmemesi talep ediliyor. Tuz, aroma artırıcılar, süt şekeri ve baharat karışımından oluşan bu formülün ürünün kimliğinin temelini oluşturduğu ifade ediliyor.
Üçüncü talep ise satış tamamlanmadan önce İsviçreli yatırımcılar ya da şirketler tarafından bir alternatif çözümün değerlendirilmesi. Dördüncü ve en dikkat çekici öneri ise “Aromat Schweiz AG” adıyla, halkın da ortak olabileceği bir şirket modeli kurulması fikri.
Kampanya kısa sürede ilgi gördü ve birkaç gün içinde 2 bin 600’den fazla imza toplandı. Hedef ise 50 bin imzaya ulaşmak. Ancak bu girişimin uluslararası satış süreci üzerinde ne ölçüde etkili olacağı henüz belirsizliğini koruyor.




