
Geçtiğimiz yıl altın fiyatları yüzde 60’ın üzerinde değer kazanırken, son dönemdeki yükselişte ABD ile bazı Avrupa ülkeleri arasında Grönland merkezli yaşanan gerilimlerin yarattığı siyasi belirsizliklerin etkili olduğu belirtiliyor. Küresel risk algısının artması, yatırımcıların hisse senetleri ve daha riskli varlıklardan çıkarak altına yönelmesine neden oldu.
Piyasalardaki endişeleri artıran bir diğer gelişme ise c’ın ticaret politikalarına ilişkin açıklamaları oldu. Trump, Kanada’nın Çin ile bir ticaret anlaşması imzalaması durumunda bu ülkeye yüzde 100 gümrük vergisi uygulanabileceğini duyurdu. Bu açıklama, küresel ticaret dengelerine yönelik kaygıları artırarak altına olan talebi güçlendirdi.
Ekonomik göstergeler de altın fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Küresel çapta yüksek seyreden enflasyon, ABD dolarındaki zayıflama ve merkez bankalarının dünya genelinde altın alımlarını artırması, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Ayrıca ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yıl içinde faiz indirimlerini sürdürmesi beklentisi, altını yatırımcılar açısından daha cazip hale getiriyor.
Jeopolitik gelişmeler de fiyat artışında belirleyici oldu. Ukrayna’daki savaş, Gazze’de devam eden çatışmalar ve Washington’un Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik adımları, küresel istikrara dair endişeleri artırdı. Uzmanlar, bu tür risklerin güvenli liman talebini canlı tutarak altın fiyatlarını desteklediğine dikkat çekiyor.
Değerli metallerdeki yükseliş yalnızca altınla sınırlı kalmadı. Gümüşün ons fiyatı da tarihinde ilk kez 100 dolar seviyesini aşarak rekor kırdı. Gümüş fiyatlarının geçen yıl yaklaşık yüzde 150 oranında arttığı hatırlatılıyor.
Analistler, mevcut küresel koşulların devam etmesi halinde altın ve diğer değerli metallerdeki yükseliş eğiliminin sürebileceğini, piyasalardaki belirsizlik algısı azalmadıkça güvenli liman talebinin güçlü kalacağını vurguluyor.




